Eylül yaman

Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahcup Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için .. Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar .. Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Reklam
Tarih de kekemeleşiyor bazen Ki o zaman aşktır tek bilici Aşksa yürümek gibi bir şey Duyabilmek kuşların gelişini Anısı bizsek eğer bu kentin Unuttuğu türküler bizsek Acıyı rehin bırakıp bir güle Anımsatmalıyız bunları bir bir Sonra yürümeliyiz seninle Sokaklara caddelere çıkmalıyız Belki bir aşktır bu kentin Belleğini geri getirecek olan Burada yağmur yağıyor ama sen Şemsiyeni almadan gel yine de Özletiyor bu çılgın sağanak seni Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
Sayfa 97·Kitabı okuyor
Şiir incindi..
Ayrılıkların bir rengi vardır, susuşların Bekleyişlerin, yalnızlıkların da öyle Şehrin görüntüsü unutmanın rengine benzer İstasyonlarsa özleme dönüktür nedense … Hiç konuşmayalım istersen susmak bil dil Bir hatırlamak olsun yitirdiğimiz ne varsa Hatırlamak deyince içimden bir rüzgâr Işıkları söndürülmüş kasabalar geçiyor … Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada ..
Sayfa 79·Kitabı okuyor