Seneler önce okuduğum bir kitap olmasına rağmen, bugün Youtube'ta müzikaline denk geldiğim için, tekrar hatırladım ve hakkında bir şeyler anlatmak istedim. Benim en çok etkilendiğim eserler arasındadır bu. Pek spoiler vermeyeceğim. Kitabın hissettirdiklerini yazdığım, öyle bir içimden geldi yazısı bu ve eğer okumadıysanız mutlaka okuyunuz diyerek başlıyorum:
Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu, sadece bir aşk hikâyesi değildir. Bu roman, güzelliğin ve çirkinliğin, adaletin ve zulmün, kalabalığın ortasında yalnız kalmanın en derin anlatımlarından biridir. Hugo, Quasimodo’nun kırık bedeninde saklı olan saf kalbi, Esmeralda’nın zarif dansında gizli olan acıyı ve Paris’in taş sokaklarında yankılanan adaletsizliği öyle ustalıkla işlemiş ki, her sayfada hem gözlerimizle hem kalbimizle görürüz olanı biteni.
Kitabı bitirdiğinizde Quasimodo’yu ya da Esmeralda’yı hatırlamıyorsunuz. Sadece bir his kalıyor içinizde:Bazen en çok acı çekenlerin sesi çıkmıyor, ama onların yaşadıkları içten içe insanı sarıyor. Notre Dame’ın Kamburu, bir yandan kalabalıkların içindeki yalnızlığı anlatıyor, bir yandan da bağlılık, kayıplar ve sessiz fedakârlık üzerine düşündürüyor. Hikâyeden geriye kalan, kelimelere dökülmesi zor bir ağırlık belki… ama bir o kadar da dokunan, insana insanlığını hatırlatan bir şey.