Feminizmden hiç anlamam. Benim için ne bir yaşam felsefesi oldu, ne de “erkek düşmanlığı” gibi basit bir tanımı. Fatma Aliye de feminist midir değil midir tam olarak teşhis koyamıyorum kendi açımdan. Fakat toplumsal olaylardaki kadın/erkek ayrımlarına dikkat çektiği noktalarda okuduğum şimdilik iki kitabına (diğeri Refet) dayanarak sonuna kadar aynı fikirdeyim. Bunu bir köşeye not ettikten sonra kitap için düşüncelerim şöyle ki kitap aşağı yukarı yüz yıl öncesinde yazılmışsa da nasıl günümüze hitap ediyor. Kadınların evlilikle ilgili problemleri hala güncelliğini nasıl da koruyor. Kitapta yer alan 5 kadın da içimizde. Kimisi çok mutlu evliliğinde, kimisi o kadar mutsuz ki çocukları için katlanıyor bazı şeylere. Kimileri duygusuzlaşıyor, yaşama amacını kaybediyor. Kimileri ise bunları görüp evlilikten korkuyor kendi öz abileri yüzünden. Ailelerin; evi geçindirebileceğine, sofrayı boş bırakmayacağına, evine barkına bakıp aç açıkta bırakmayacağına güvenip damat olarak onayladıkları insanın duygusal açıdan kızlarını mutlu edip etmeme potansiyelini göz ardı etmeleri, ahlaki olarak evliliğe hazır olup olmamasını sorgulamamaları kadına seçim hakkı verilmeyen mutsuz evliliklerin başlıca 2 sebebinden biri. Bir diğeri de şüphesiz dışarıda girmediği ortam, yaşamadığı ahlaksızlık (yaşam tarzına göre değişiklik gösterir) kalmamış oğullarını artık eve bağlanma vakti geldi diyerek bu görevi masum bir kızın omuzlarına yüklemesi. Bu sorunlar şu an her ne kadar güncel TV dizilerinde bol bol gösterilse de ben giderek azalacağını düşünüyorum. Daha doğrusu umuyorum. En azından kendi çevremde, kendi kuşağımda rastlamadım.
Fatma Aliye için bir kısa not: Henüz iki kitabını okudum yalnızca ve iki kitaptaki Müslüman Kadın bakış açısı beni mest etti. Bu bakış açısını nasıl kaybettik? Nasıl