Doğamız
gereği, kendimizi diğerleriyle kıyaslamaya meyilliyizdir.
Mutluluğumuz ve acılarımız da genellikle çevremizdeki
nesneler ve insanlardan kaynaklanır. Bu yüzden, hiçbir
şey yalnızlıktan daha tehlikeli değildir. Yalnızken, hayal
gücümüz devreye girip, bizi kanatlarının üzerine alarak
kendimizi herkesten daha aşağıdaymışız gibi hissettirir.
Her şey normalde olduğundan daha yüce, bizden daha
üstün görünür. Zihnin bu algısı gayet doğaldır. Genellikle
yetersizliklerimizi sürekli olarak göz önünde bulundurur,
başkalarının bizlerde olmayan niteliklere sahip olduklarını düşünürüz. Bizdeki tüm nitelikleri onlara yükler, sonra
da sadece hayal gücümüzde var olan mükemmel ve mutlu insanlar yaratırız.
Zayıflıklar ya da hayal kırıklıklarına karşın, devam etmeye kalktığımızda da diğerlerinin rüzgâr ve dalgalardan yardım almalarına rağmen bizden daha geride olduklarını görürüz.