Ölüme çok yakın olsaydık hayat gözümüze birdenbire harikulade görünürdü herhalde. Düşünün, yolculuklar, projeler, ifade edilmeye güç bulunamamış duygular birden nasıl da coşku yaratırdı. Oysa bu kadar değerli şeyler, gelecek günlerden emin olmanın verdiği tembellikle bulanıklaşıyor, sürekli erteleniyor. Aslında bugünü sevmek için felaket haberlerine ihtiyacımız olmamalı. İnsan olduğumuzu ve zamanımızın kısıtlılığını bilmek yetmeli bunun için.
Bilincimizin en yüksek ve en etkin olduğu yer, yenmenin sarhoşluğu içinde kendimizi unuttuğumuz mutluluk zirveleri değil, kişisel sorgulamayı tetikleyen yenilgilerin kör kuyularıdır. Galibiyet yabancılaştırıcı Bir yolculuktur, insan evine kaybedince döner.