Tam anlamıyla çıldırmıştı. Gece boyu oradan oraya zıplayarak eğlenen Damien, gırtlağı yırtılana kadar bağırıyordu. Tişörtünü paramparça ediyordu, yüzü ateş gibi kırmızıydı, damarları fırlamış halde kendinden geçiyordu… Önce ona yaklaştım. Sonra o görmeden uzaklaşıp biraz öteden, beni göremeyeceği bir yerden onu izlemeye başladım. “Bırak çeksin acısını,” dedim içimden… Acı içe atılamazdı, vurduğu anda dibine kadar çekmek gerekirdi onu… Çekilmesi gereken acı çekilmezse, sonuçları çok daha kötü olabilirdi.
Bazı insanlar acıyı yaşamamıza bile izin vermiyorlar. Elini omzuna atıp sanki umurlarındaymış gibi, “Takma kafana, geçer yaaa,” diyorlar. Geçmez … kurusu. Bu şekilde geçmez o acı. Önce o acı çekilir sonra zamanla geçer.