Pek çok okuyorum. 1775'te yazılmış bir romanı 1829 yılında okumanın ne kadar tuhaf bir şey olduğunu bilemezsin. Sanki ansızın konuk odalarımızdan çıkarak kaba ipek dokumayla kaplı eski bir salona giriyor, kuştüyü, atlas koltuklara oturuyor; çevremizde, tuhaf giysiler içinde olmalarına karşın tanıdık yüzler görüp, bunların, biraz daha gençleşmiş olan amcalarımız, ninelerimiz olduğunu anlıyoruz. Zaten genel olarak başkaca da bir yararı yok bu romanların.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Senden haber alıp almadığımı sordu içlerinden biri. Piyanoda eksik bir tuş nasıl hissedilirse, yokluğunun balolarda öylesine fark edildiğini söyledi. Tümüyle aynı görüşteyim onunla. Bu insan sevmezlik nöbetinin sürekli olmayacağını umuyorum hep. Meleğim, dön! Yoksa masum gözlemlerimi paylaşacak, aklımdan geçen güldürücü eleştirilerimi anlatacak kimsem olmayacak bu kış.
Yüreğim, doğuştan yumuşak olmasına karşın gittikçe katılaşıyor, acımasızlaşıyordu. Fark ettin mi bilmem? Besleme, uzak akraba ya da nedime vb. olarak yetiştirilen kızlar, sonunda ya düşük uşaklar ya da dayanılmaz ölçüde tuhaf kimseler olup çıkıyorlar genellikle. Ben bu sonunculara saygı duyuyor, kendi payıma, bütün yüreğimle hoş görüyorum onları.
Marya İliniçna iğne üstündeymişçesine oturuyor, dili de kaşındıkça kaşınıyordu. Sonunda kendini tutamayıp kocasına döndü, balolarda hoşuna gitmeyen şeyin ne olduğunu sordu ekşimtırak bir gülümsemeyle.
Kirila Petroviç gittikçe öfkelenerek:
—Onlar ortaya çıkalı beri kocalar karılarıyla başa çıkamaz oldular, işte ben bundan hoşlanmıyorum, diye yanıtladı karısını. Kadınlar Apostolos'un (İsa'nın on iki havarisinden biri.) sözünü unuttular: Kadın kocasından korksun. Şimdiki kadınlar evlerini yönetmek için değil, yenilikler için çırpınıyorlar. Kocalarını nasıl memnun edeceklerini değil de, zibidi subayların nasıl hoşuna gideceklerini düşünüyorlar. Peki sayın bayan, bir Rus bayına ya da bayanına Alman tütün keşleri ve onların işçi kılıklı kadınlarıyla bir arada bulunmak yakışır mı? Gece yarılarına kadar genç erkeklerle çene çalmak işitilmiş şey mi? Hele bunlar kendi akrabalarının değil de, yabancı bilinmedik kimselerse?
Gavrili Afanasyeviç somurtarak:
—Bir şey söyleyecektim ya, korkarım gider yerin kulağına! dedi. Fakat itiraf ederim ki, bu balolar beni de pek sarmıyor. Daha neye uğradığınızı anlamadan sarhoşun birine toslarsınız, ya da maskara olasınız diye sizi sarhoş ederler. Yahut da çapkının biri, kızınıza bir yaramazlık yapmasın diye gözünüzü dört açarsınız. Zamanımızın gençliği o kadar şımardı ki, insan söyleyecek şey bulamıyor. Sözgelişi, geçen baloda merhum Yergraf Sergeyeviç Korsakov'un oğlu benim Nataşa ile ilgili öyle bir skandal yarattı ki, utançtan yüzüm kızardı. Ertesi gün bir de baktım, bir araba geliyor avluya doğru. Allah Allah, kimdir acaba, Prens Aleksandr Dafoviç çıkmasın mı? Arabasını avlu kapısında durdurup basamaklara kadar yürümek zahmetine katlanır mı hiç? Uçarcasına girdi içeri! Topuk şakırdatmalar, gevezelikler!..