Sizi seviyorum, dedi. Sizi çılgın gibi seviyorum. (Marya Gavrilovna kızardı, başını biraz daha öne eğdi.) boş bulunup, kendini tatlı bir alışkanlığa, sizi her gün görmek, sesinizi her gün işitmek, alışkanlığına kaptırdım. (Marya Gavrilovna, St. Prieux’nün ilk mektubunu anımsadı.) Alınyazısına karşı koyabilmek için çok geç artık. Tatlı, eşsiz hayalinizin anısı hem ıstırap hem sevinç kaynağı olacak bundan böyle benim için. Fakat sadece ağır bir yükümlülüğü yerine getirmek, size korkunç sırrımı açarak aramıza aşılmaz bir engel koymak kalıyor bana şimdi…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendi sırrını kendi açığa vurdu. Gelgelelim sözleri öylesine birbirini tutmaz şeylerdi ki, yatağının baş ucundan ayrılmayan annesinin onlardan çıkarabildiği sonuç, sadece kızının Vladimir Nikolayeviç’i deli gibi sevdiği ve herhalde hastalık nedeninin bu sevdadan başka bir şey olmadığı oldu. Kadıncağız kocasıyla ve bir iki komşusuyla görüşüp danıştı. Sonunda hepsi birden Marya Gavrilovna’nın alınyazısının böyle olduğuna, alınyazısının önüne geçilemeyeceğine, yoksulluğun utanılacak bir şey olmadığına, paranın değil insanlığın önem taşıdığına vs. karar verdiler. Kendimizi kandırmaya gücümüzün yetmediği sıralarda, atasözleri şaşılacak kadar yararlar işimize.
Görmüş geçirmiş olması aramızda büyük bir üstünlük sağlıyordu ona. Her zaman asık suratlı oluşu, sert kişiliği, etkili konuşmaları genç kafalarımızı şiddetle etkiliyordu. Hayatı bir esrar perdesiyle örtülüydü bu adamın.
Tarihsel kökenlerimizin değerden düştüğünü görmek her zaman acı vermiştir bana. Hiç kimse, kendi işine yarayanlar bir yana, onlara değer vermiyor. Anıtların üzerine "Yurttaş Minin'e ve Prens Pojarski'ye" diye yazan bir halktan nasıl beklersin anılarıyla övünmesini? Hangi Prens Pojarski? Kim bu yurttaş Minin? Büyük bir devlet adamı olan bir Prens Dmitri Mihayloviç Pojarski ve bütün bir devlet içinde seçkin bir kimse olarak beliren bir Kozma Miniç Sohoruki vardı. Fakat anayurt, gerçek adlarını bile unuttu kurtarıcılarının. Zavallı, zavallı halk!
Bizi köylerimizle ilgilenmekten alıkoyan bu umursamazlık, bağışlanmaz bir şey. Onlar üzerinde ne kadar çok hakkımız varsa, o ölçüde de yükümlülüklerimiz vardır.