Emirhan

Kasım ayının 3’ünde yapıtımı tamamladım. Şimdi, şu anda, adını anımsayamadığım, bana benzeyen bir tarihçinin daha önce yapmış olduğu gibi, çetin işimin üstesinden gelmiş olarak kalemimi bir kenara bırakıyor ve yapıtımı düşünmek üzere hüzün içinde bahçeye çıkıyorum.
Sayfa 166 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kasım ayının 3’ünde yapıtımı tamamladım. Şimdi, şu anda, adını anımsayamadığım, bana benzeyen bir tarihçinin daha önce yapmış olduğu gibi, çetin işimin üstesinden gelmiş olarak kalemimi bir kenara bırakıyor ve yapıtımı düşünmek üzere hüzün içinde bahçeye çıkıyorum.
Sayfa 166 - İş Bankası Kültür Yayınları
Mantık yasalarını hiçe sayarak tutkularının peşi sıra sürüklenen adam, sık sık yanılgılara düşüyor ve iş işten geçince pişman oluyor.
Sayfa 164 - İş Bankası Kültür Yayınları
İşte bu güç durumda iken, acaba kendim bir şeyler yazamaz mıyım düşüncesi geldi aklıma. Yoksulluk yüzünden iyi bir öğrenim görmediğimi, on altı yaşıma kadar uşakların çocuklarıyla oyun oynayıp sonra da kentten kente, evden eve dolaşıp, zamanımı Yahudiler ve kantincilerle geçirerek, çuhası aşınmış masalarda bilardo oynayıp, çamur içinde yürüyüş yaparak, bir kere elimden kaçırdığım fırsatı bir daha ele geçiremediğimi iyiliksever okuyucu biliyor artık. Ayrıca, yazar olmak öyle çetrefil, kendini bu işe adamamış bizim gibiler için öyle ulaşılmaz bir şey gibi görünüyordu ki bana, elime kalem almayı düşününce içimi bir korku kaplıyordu ilkin. Bir yazarla karşılaşmak konusunda duyduğum ateşli istek bile hiçbir zaman gerçekleşmemişken, günün birinde onların arasına katılacağımı nasıl umabilirdim?
Sayfa 161 - İş Bankası Kültür Yayınları
Genç ve ateşliydim o sıralar. Benim için hazırlanmış atları yüksek rütbeli bir memurun arabasına koşuverdiğinde bir menzil bekçisinin, bu küçük adamın alçaklığına fena halde içerlerdim. Yine bunun gibi, vali sofrasında uyanık bir uşağın beni atlayarak servise devam etmesine de alışamamıştım uzun süre. Şimdi her ikisi de çok olağan görünüyor bana. Düşünün bir, eğer herkesçe kabul edilen rütbe sırası kuralı değil de, söz gelişi akıl sırası gibi bir kural uygulanacak olsaydı ne yapardık? Kim bilir ne tartışmalar çıkar, uşaklar kim bilir kimden başlarlardı yemek dağıtmaya!
Sayfa 117 - İş Bankası Kültür Yayınları