Hermann o uğursuz geceden üç gün sonra, sabah saat dokuzda, kontesin cenaze duasının okunacağı … Manastırı’na gitti. Pişmanlık duymuyordu ama ona “Kocakarının katili sensin!” diye seslenip durmakta olan vicdanının sesini büsbütün susturmak da elinde değildi. Dindar bir adam olmamakla birlikte, bir yığın kör inanca sahipti. Ölü kontesin, ona bir kötülük yapabileceğine inanıyordu. Bu bakımdan, kendisini bağışlatmak için cenaze törenine katılmaya karar verdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerçekten de çok mutsuz bir varlıktı o. Dante, “El ekmeği acı olur, yabancı bir eşiğin basamaklarını tırmanmak zordur.” der. Bir genç kızdan daha iyi kim bilebilir? Kontes… Kötü ruhlu bir insan değildi kuşkusuz. Fakat sosyetenin şımarttığı bir kadın olarak başına buyruk; sevgileri geçmişte kalan, bugüne yabancı bütün yaşlı insanlar gibi de pinti, en soğuk cinsinden bencil bir kimseydi.
Dünya telaşı dünyada kalır, dedi. Bugün Andrey Gavriloviç’e okunan cenaze duası yarın da Kirila Petroviç’e okunacak. Ama onun cenaze töreni daha zengin, daha kalabalık olacakmış; Tanrı katında hepsi bir değil mi?
-Bir komşum var, dedi. Küçük toprak sahibi, terbiyesizin biri. Yurtluğunu elinden almak istiyorum onun. Sen ne dersin bu işe?
-Eğer bazı vesikalar varsa efendimiz, yahut da…
-Saçmalıyorsun kardeşlik, ne vesikası. Buyruklar ne güne duruyor? Babayiğitlik, hiçbir hakka sahip olmadan yurtluğu ele geçirebilmekte.