Sevgililer günü diye bir şey yok aslında sevgilim! Takvimlere göre şekillenmiyor bizim sevgimiz. Sevgililer Saniyesi bizimkisi. Her saniye büyüyen, her saniyesi sevgiyle dolu, rakının şahit olduğu bir ilişki. Ne kadar sık yudumlasak da rakımızı, söndürmüyor içimizdeki ateşi. Alkol bu. Daha da alevlendiriyor aksine bizi saran yangını. Aşkımız Kainatın En Büyük Yangını. Biz birbirimizi bu kadar sevdikçe, rakı kadehlerimiz dolup dolup boşaldıkça daha çok yanar kainatta gezegenler, yıldızlar, uzay boşluğu. Öyle ki gün gelir dev bir güneşe dönüşür aşkımız ve ısıtır içi soğumuş insanları.
Masaya gelen hesap önemli değil, önemli olan hak ettiğimiz keyfin hesabını vermek. Sevgilim! Ben seni sadece bir gün değil, 365 gün, onlarca yıl düşünmek istiyorum. Rakınının su kenarına tabiatın en güzel canlıları inerken, tüm gerginlikler biterken, yavaş yavaş kuşatırken bizi birlikteliğimizin neşesi: Sen benim eşim/benzerim değil, eşi/benzeri olmayan tek can yoldaşımsın. Rakı şahidim olsun!
“Kadehinde zehir olsa / Ben içerim, bana getir / Dudakların mühür olsa / Ben açarım, bana getir’”