Ne paris düştü sonra, ne durgun akmayı sürdürdü don nehri. Tavana astığımız film afişleri sarardı. En çok da ‘The Doors’. Sen gitmek istedin de, açmadın kapıyı. Anahtarı hiçbir yerde bulamadık. Su almaya başlamıştı odamız. Batacaktık, farkındaydık. Battık, kahkahalarla. Battık, birbirimize şiirler okuyarak. Güzel. Akışı Olmayan Sular. Mesela.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kolay sözlerin aldatıcı büyüsüyle yazdığımı iddia edebilirsin. Hiç şaşırmam. Sen de tıpkı diğerleri gibi yalnızca gördüğünle, işittiğinle yetindin: içinde ne olduğunu bilmediğin çuvala elini sokamadın. Bundan böyle anlamın ne derinliği olabilir ki benim için: derinlik ne ifade edebilir ki..
Bana rakı pişir anne! Anne beni ahlaksız yetiştir! Anne bana birkaç hormon ve enzim öner! Bana köpek yarala anne! Anne sen ‘Iron Maiden’ a basgitarist ol! Anne sen gerilla eğitimi gör, dağlara çık! Anne sen bir ‘Çocukları Kurşuna Dizme Mangası’ kur!