Kalbin benim olsun diyorum çünkü mukadder...
Cismin sana yetmez mi? çabuk kalbini sök, ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni bundan kaçamazsın...
Bir dinle adem ülkesinin ruhunu: yer yer
Davet ediyor bak seni binlerce kucaklar...
Bir sır gibi sevda gibi sessizce gezinenler
Bir gün seni otlarda uzanmış bulacaklar...
İçtin de ecel zehrini sen kendi elinle
Hala bu gönül hangi uzak gölgeyi bekler?
Bak haykırıyor “boştur ümitler” diye dinle,
Zulmette keder besteleyen gamlı köpekler
Göğsünde vurup parçalanan kalbi nihayet
Bir saçları kan gözleri keskin dişi çeldi.
Artık bitecek ruhunu sarsan bu şeamet
Zira saçı kan sevgilinin ismi eceldi.
Zaten Selim'e göre yaşamak sadece yaşamak; ölüm ise hatıralarda, gönüllerde, tabiatta ve ebedi karanlıkta yaşamaktı. Yahut da sadece hatıralarda, hatıralardan silindikten sonra tabiatta, tabiatta parçalandıktan sonra ebedî karanlıkta yaşamaktı. O karanlıkta kaybolmak unutulmak ne güzeldi! Dünyanın bütün güzelliklerine veda etmekte büyük bir fedakârlık vardı ve her fedakârlık gibi bu da muhteșem bir șeydi.