Aşk iki insan arasında parlayan bir tutku kıvılcımı değildir yalnızca; aşka düşmekle aşkın içinde ayakta durmak arasında sonsuz fark vardır. Aşk bir varoluş biçimidir.
Tek kişide odaklanan güçlü sevgiden sakının; bu insanların bazen sandığı gibi aşkın saflığının kanıtı değildir. Böyle her şeyi dışarıda bırakarak bir kapsüle hapsedilmiş -kendi kendisiyle beslenen, başkalarını umursamayan ve onlara bir şey vermeyen- bir aşk kendi üzerine çökmeye mahkumdur.
Psikoterapi açısından özellikle önem taşıyan dört değiştirilemez gerçek görüyorum: Her birimiz ve sevdiklerimiz için ölümün kaçınılmazlığı, yaşamımızı kendi irademizle biçimlendirme özgürlüğümüz, nihai yalnızlığımız ve son olarak yaşamın belirgin bir anlamdan yoksun oluşu.