…Bir sabah hayallerimden uyanıp hiçbir şey hatırlamayacağım. İşte o günü bekliyorum yeniden doğmak için ama o kadar çok var ki ölmeden reenkarnasyona...
…Kayra haklıymış. Gerçekten de hikâyenin sonuna geliyoruz. Ve çok yükseklerden düşeceğiz. Unutuyoruz. Hissetmiyoruz. İstemiyoruz. Yaptıklarımız, daha çok eski alışkanlıklar. Konuşmalarımız, elli kelimelik bir bulmaca. Çok fazla tanıdık hayatı. Şimdi kusma zamanı! Ama her tükürdüğümüz pislik, yanında bizden bir parça da götürüyor...
Kin'in Yas'ından eser kalmaz bu gidişle. İsmim Ahmet olur. Pierre olur. İnsanın hayvanından eser kalmaz bu gidişle. Mesleğim işçilik olur. Politikacılık olur. Hayatın ölümünden eser kalmaz bu gidişle. Evim uyku olur. Kinyas rüya olur...
… Ve dünyanın en iyi kitabını, bütün insanlığın kabulleneceği o kutsal kitabı yazmaya devam ediyor rüyasında. İşte bu nedenle uyuyabilmek için her gece, Kayra öldüğünü hayal ediyor. Bir daha uyanmamak için rüyasından. Ve evi artık uykusu olmuş bir insanın yanında ben, Kinyas, o kadar uzağım ki dönülecek mekânlara…
…Onun da ölmesini engelleyenler, işte o rüyalar. Uyku, hissederek yapabildiği son iş. Elinde kalan son huzur. Rüyaları ise yeryüzünde bir türlü arayıp da bulamadığı evi…