… II. Abdülhamit saltanatı meşruiyetini yitirmiş bir rejimdir. Bu modern eğitimden geçmiş gençler, sadakatin liyakatin çok önüne geçtiğinin en çok farkında olanlardır. Kabiliyetsiz yandaşların üst rütbelere atanmasından ve orduyu kifayetsiz dalkavukların yönetmesinden en çok onlar rahatsızdır…
… Zira Tanzimaťtan bu yana süren Türk modernleşmesinin en keskin virajına girilen bir dönemi sadece komutanlar ve siyasetçilerle anlamlandırmak, ülkemizin temel taşlarının döşendiği yılları yalnızca muharebe meydanlarına bakarak anlatmak, dar bir bakış açısına hapsolmak olur. İnkılapların kökenini top seslerinde değil, kâğıt hışırtısında aramak daha mantıklıdır…
… Daha ilgi çekici bir başka nokta da, yokluklar içinde ve geri kalmış bir imparatorluk olarak algılanan Osmanlı'nın oldukça eğitimli kadrolar yetiştirebilmesidir. Avrupa'nın en iyi eğitim kurumlarında kendisine yer bulabilen ve modern fikrî akımları yakından takip edebilen bu kadroların dikkate şayan bir başka yönleri de, Batı kültürüne belki de kendilerinden sonraki kuşaklardan bile daha hâkim olmalarıdır.