… İngilizlerin aldığı bu işgal kararı, aslında çok büyük bir stratejik hataydı. İstanbul hükümetinden bağımsız bir direniş yaratmaya ça lışan Mustafa Kemal, başından beri en yakınındakileri bile ikna ede hâlâ İstanbul'dan medet umuyor Başkentten örgütlenecek bir direnişin başarıya ulaşacağını düşünüyorlardı. Onlara göre problem Vahdettin değil, Damat Feriť ti. Tüm kısa görüşlü isyancılar gibi faturayı monarka değil, onun sorumsuz vekillerine kesiyorlardı; ortada sisteme getirilmiş bir eleştiri, alternatif bir düzen vizyonu yoktu. Bu çerçeve içinde, Mustafa Kemal'in yapabileceği tek şey, sessizce gücünü artırmak ve kontrolün tamamen eline geçeceği günü beklemekti.
Ancak, İstanbul'un araya girmesi sürekli kendisini sekteye uğratıyordu. Tam Damat Ferit hükümetini düşürüp anayasaya aykırı bir şekilde seçim yapmamakta direnen padişahı dize getirmişken, meclisin İstanbul'da toplanması planlarını altüst etmiş, buraya seçilen vekilleri uzaktan kontrol etme girişimleri de hüsranla sonuçlanmıştı. Yolladığı vekiller otonom bir grup adını bile kendilerine çok görecekler ve Mustafa Kemal yerine padişahın namzetini meclisin başına getirmekte hiçbir beis görmeyeceklerdi. İşte, başkenttekilerin umurunda bile olmayan Anadolu'nun sıradan bir şehrinde, cebinde üç-beş kuruş para, yanında güvenebileceği kimse yokken, bu yalnız vizyonerin çırpınışlarına en büyük desteği, İstanbul'u resmen işgal edip mebusları tutuklayarak, istemeden de olsa İngilizler verecekti.