"Radyo tiyatrosu metinleri genellikle özgün yapımlar olurdu. Türk ve dünya edebiyatının birçok önemli romanı dramatize edildi, bu edebiyat eserlerini okumamış olanlar, hiç değilse dinlediler.
Cuma sabahları ise yedi haberlerinde önce Halk Hikayeleri yayınlanırdı. Deli Dumrul,Leyla ile Mecnun, Yusuf ile Züleyha, Dede Korkut gibi halk hikayeleri, destanlar, efsaneler bu bölüm için dramatize edilir, gerektiğinde yerel ağızlar kullanılırdı. Köylerde yaşayanlar ve güne çok erken başlayan dinleyici kitlesine hitap ederdi."
"Spikerler düzgün bir Türkçe konuşurlardı. Bu sadece mesleki bir zorunluluk değildi, konuştukları dili severler, önemserler, doğru telaffuz edilmesi konusunda öncü olduklarını bilirlerdi."
"Gece on bir haberlerinden sonra spiker 'Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesinden bildirilmiştir', der; rüzgar, deniz, dalga durumu konusunda vatandaşlar aydınlatılırdı."
"Televizyondan önce hayat radyoyla yaşanır, saatler radyoya göre ayarlanır...
Radyo içinden taşan tüm seslerle hayat zenginleşir, bize dünya denen kocaman bir yuvarlağın üzerinde yaşadığımızı hatırlatırdı.."
"O duvarların hep orada kalacağını ve ne zaman òzlesem gidip bakabileceğimi sanıyordum.
Bir gün duvarlar söküldü, demiryolu ile plajın arasına geniş bir sahil yolu girdi. Hayatımızı renklendirmiş küçük şeylerin yok olacağını, olabileceğini, ilk kez o duvarların boşluğunu hissedince anladım. Geçmişimizi oluşturan o dikkate değmez, sıradan, önemsiz, alelade şeyler bir aradayken meğer ne kadar anlamlıymış."