"Burada yatan ihtiyar, bir ömür sürdü ve bu ömrün sonunda öldü. İyi bir insan mıydı, kötü bir insan mıydı, bilmiyorum; ama o kadar da önemli değil bu. Yaşıyordu ya, önemli olan bu."
"Herkes bu soruyu soruyor. Nereye gidiyoruz? Bana öyle geliyor ki, hiçbir yere gitmiyoruz. Her zaman yoldayız. Şimdi hareket çağındayız...Hareket etmek zorundayız...Çünkü halk daha iyisini istemekte. Bunu elde etmenin tek yolu da bu..."
"-Gidiyoruz diye korkuyor musun ana?...Oraya vardığımız zaman neyle karşılaşacağımızı düşünmüyor musun?
- Hayır...Önümüzde göreceğimiz daha binlerce şey var. Hangisinin sırası ise onu göreceğiz...Sırasını bozarsam çok ileri gitmiş olurum. Sen ilerisini düşünebilirsin, çünkü gençsin. Ama benim için yaşantı, şu altımdan akıp giden yol gibidir ve yaşam benim için sadece bizimkilerin ne zaman acıkıp domuz kemiklerini isteyecekleridir..."
"-Bir kere oturup içini görmek istemez misiniz?
-Tabi efendim. Zahmet ne demek?
-Ben onu sizin için ileri alayım da bakın.
Herifleri minnet altında bırak. Bırak, zamanını alsınlar. Zamanını aldıklarını onlara unutturmamaya bak. İnsanlar genellikle iyidirler. Seni ziyana sokmak istemezler. Sen önce kendini ziyana soktur, sonra sen onları ziyana sokarsın."