"Gece tâtbikatindan sonra Selânik'in doğusunda bulunan Karaburun'a doğru yürüyüş yapıyorlardı. Ufuk ağarmış, güneş doğmak üzere...Birden:
-Çocuklar, dedi, neredeyse şafak sökecek.Yıllarca bu vatanın ufuklarında güneşin doğmasını bekledim. Bakalım bu sabaha..
Güneş doğdu. Fakat geceden kalma bulutlar pırıltısını gölgeliyordu.
-Hayır hayır! Beklediğim bu kara bulutlarlarla örtülü güneş değildi. Ben bulutsuz, gölgesiz bir güneşin doğmasını bekliyorum ve bekleyeceğim."
"Hayat yalnız umutsuz olmaz. Fakat bu umut, rüzgârlı açık havada elle korunan bir fener ışığı gibi, şimdi sönecek benzer, titreye titreye yanar, bir müddet bütün alevini gösterir, yine titreyişler içinde çırpınır durur."
"Şiiri bırakmışsa da iyi konuşmak başlıca hevesleri arasında idi.
-Tatil saatlerinde hatiplik idmanları yapardık. Ellerimizde saat, bu kadar zaman sen konuş, bu kadar zaman ben, diye yarışma ve tartışmalar tertiplerdik."