İmandaki artış ve azalma itaat ve ibadetin kalbe etkisi sebebiyledir. Fakat bunu yalnızca ibadete düzenli bir şekilde devam ettiği zamanlarda nefsinin hallerini dikkatle gözlemleyen, ibadeti kalbini toplayarak ve samimiyetle yerine getiren, aynı zamanda da gevşeklik ve tembellik zamanlarıyla bu halleri karşılaştıran kimse idrak edebilir. Böyle bir kişi bu haller arasında imanla ilgili huzur, sekinet ve gönül bağlılığı bakımından ne kadar fark olduğunu anlar. Öyle ki bu fark, imanını şüphelerle almak isteyen birine karşı daha da dirençli hale gelmesine yol açar. Yani kalbindeki inanç düğümü, o şüpheyi yerleştirmeye çalışan kimseye karşı daha da sıkı hale gelir.