Her kişinin benlik duygusu (bilinci), çok belirgin bir biçimde, istediğini yapabileceğini söyler. Ancak kişi, kendisine en ters düşen eylemlerin de istemiş olduğu eylemler olduğunu sanabileceğinden ya da düşünebileceğinden, isteğine bağlı olarak, kendine aykırı olanı da yapabilecek demektir.
Zekâ, irade'nin bir işlevi, bir aletidir; insanda olduğu gibi hayvanda da irade'nin hizmetindedir zekâ. İrade'yi zekâya değil de zekâyı irade'ye bağımlı kılan bu devrimci altüst ediş, bir yere kadar Fransız aydınlanma hareketinin fizyolojist materyalizminin görüşlerini paylaşmaktadır.
Aklın ve soyut davranış nedenlerine göre eylem yapabilme imkânının ortaya çıkmasıyla birlikte istemenin, daha doğrusu salt iradeye bağlı, dürtülere göre yaşamanın o güven verici dünyası da neredeyse yitip gitmiştir.