Cahit Zarifoğlu’nun şiirlerini okurken insana damağında pekmez gibi bir tat kalıyor: tatlı ama kekiremsi. İçinde çocukluğun masumiyeti, duaya yaklaşan bir yumuşaklık var; ama bu yumuşaklık hiçbir zaman tam bir huzura dönüşmüyor. Sevinç sanki acıdan süzülerek geliyor, ferahlık mahcup, mutluluk eksik. Okur, bir şeye çok yaklaşmış ama onu tam tutamamış gibi hissediyor. Dünya ağır, söz yetmiyor; yine de o eksiklikten doğan bir tatlılık var. İşte bu yüzden Zarifoğlu’nun şiiri, insanın içini açarken boğazında bir düğüm bırakan, buruk bir ferahlık gibi kalıyor.