Şurada toprak altında yatanlar, kim bilir ne telaş ile geçmişlerdi bu yoldan bir zamanlar…. Harmanları vardı dövülecek, tınazları vardı savrulacak…. Maldı, mülktü, kaygıydı düşünceydi, hepsi bitmişti işte… Var ömürlerinde doğru dürüst bir soluk alabilmişler miydi acaba? Yoksa birbirlerine zehir mi etmeye çalışmışlardı dünyayı… Kimisi Galiçya’da, Mısır’da, kimisi köyünde ölüyordu… Ama hepsi de çıplak giriyordu toprağa… Neydi insanlardaki bu tutku? Sessiz bir başak gibi erdiremezler miydi içlerindekini?
Kendimi verirken ışığa
Tadı dilimdeyken gökyüzünün
Toprağın lezzetine doymadan daha
Beni bir düşünce kahretti
Günden güne sararıyorum
Altına benzetilirim çoğu kez neden
Oysaki ben
Bütün insanlar için büyürüm
Mutluluğun esrarlı bir yanı yoktur.
Mutsuz insanlar birbirlerine benzer. Uzun zaman önce açılmış bazı yaralar,gerçekleşmemiş bazı dilekler,ayaklar altına alınmış gururlar,retle-daha da kötüsü ilgisizlikle-karşılanan aşk kıvılcımları,onlara yapışıp kalır;ya da kendileri onlara yapışır. Dolayısıyla her günlerini dünün bulutları altında yaşarlar. Mutlu insan ise arkasına dönüp bakmaz. İleriye de bakmaz. Böyle bir kişi anda yaşar.