Bütün bu arayışlar, bütün bu dünyalar... Birbirimize bunca benzer olup da bunca uzak dünyalarda nasıl yaşayabiliyoruz? Ne aynı topraktan ne aynı kandanken, ne de aynı amacın peşindeyken aynı çılgınlığı paylaşmamız nasıl mümkün oluyor?
Kendimi bıkkın hissediyorum, doğru, bütün bu zenginlerden bıktım, bütün bu yoksullardan bıktım, bütün bu komediden bıktım...
Bir şeylerin bitmesi gerek, bir şeylerin başlaması gerek.
Zaman içinde bir zamandışı... Ancak iki kez mümkün olabilen bu nefis kendini bırakışı ilk kez ne zaman hissettim?
Tek başımıza olduğumuzda hissettğimiz huzur, yalnızlığın dinginliği içinde kendimize dair bu kesinlik, bir başkasının bu suç ortaklığı halindeki eşliğinde yaşanan bu "bırakın gitsin,bırakın gelsin, bırakın konuşsun" a kıyasla hiç kalır...
Bir erkeğin yanındaki bu mutlu dinlenmeyi ilk kez ne zaman hissettim?
Bugün, ilk kez.