"Öneriniz hangi biçimde, hangi yöntemle yaparsanız yapın, hiçbir zaman olumlu karşılayamazdım."
Genç adam gene irkildi ve kıza doğru inanmazlık ve öfke karışımı bir bakış fırlattı. Elizabeth, "Daha ilk baştan," dedi. "Diyebilirim ki tanışmamızdan hemen hemen ilk dakikasından beri, davranışlarınızla küstahlığınızı, kibirinizi, başkalarının duygularına hiç önem vermeyen bencilliğinizi apaçık ortaya vurdunuz. Sonraki olaylar bu olumsuz temelin üzerine öyle köklü bir soğukluk kurdu ki, tanıştığımızdan birkaç hafta sonra, dünyada bir siz, bir ben kalsam gene de sizinle evlenmeye asla razı olmayacağımı kesinlikle biliyordum."
"Yeter, hanımefendi, başkaca bir şey söylemenizin hiç gereği yok. Duygularınızı çok iyi anlıyorum. Şimdi artık bana düşen şey kendi duygularından utanmaktır. Bu kadar zamanızı aldığım için beni bağışlayınız ve size dirlik ve mutluluk dilemem için izin veriniz."
Bayan Catherine, çalınan ezginin yarısını dinledikten sonra gene eskisi gibi yüksek sesle Darcy'ye bir şeyler söylemeye girişti. Öyle ki sonunda yeğeni onun yanından uzaklaştı ve her zamanki kararlı tavırıyla piyanoya doğru giderek güzel piyanistin yüzünü iyice görebileceği bir yerde durdu.
Elizabeth onun bu yaptığını görmüştü.
"Çünkü beni size karşılık vermeye kışkırtıyorsunuz ki böylece sizin hakkınızda ortaya çıkan şeyler akrabağlarınızı dehşete düşürebilir."
Darcy gülümseyerek, "Sizden korkmuyorum" dedi.
Genç adam gülümseyerek, "Kitaplardan konuşsak?" dedi.
"Kitap mı? Dünyada olmaz! Hiçbir zaman aynı kitapları okumadığımıza, okusak da aynı duygulara kapılmadığımıza kalıbımı basabilirim."
"Öyleyse çok üzüldüm. Ama haklıysanız hiç değilse konu kıtlığı çekmeyeceğiz demektir. Kitaplar konusundaki zıt düşüncelerimizi karşılaştırabiliriz."