Algernon’a Çiçekler... Kimi kitaplar zamanı geldiğinde sizi bulur; doğru anı zaman belirler… Danıel Keyes tarafından 1950’lerin sonunda yazılmış bu romanla buluşmak ayrıca anlamlıydı. Charlie Gordon, düşük zekâya sahip, durumunun farkında bir genç adam; otuzlu yaşlarda. Çocuklukta ailesi tarafından dışlanması, o ezikliği ömrünce yüreğinde taşıması, ruhsal çöküntülerin temeli ailede atılır gerçeğini yineliyor. Bir ekmek fırınında çalışıyor. Sevgi dolu ve tek isteği birlikte çalıştığı arkadaşları tarafından sevilmek. Kendi kararıyla, bir merkezde okumayı öğrenmek için eğitim alır. Bilim adamları ona bir teklifte bulunur; deneylere katılacak, operasyon geçirerek zekâsı yükseltilecektir. Charlie’nin en büyük isteğidir akıllı olmak; teklifi onaylar. Charlie’ye uygulanacak deney, sonradan âşık olacağı öğretmeni tarafından da izlenir. Doktorlarının isteğiyle sürekli ilerleme raporu tutar; hatta o günlüklerle başlıyor roman; ilk anda ifade ve imla hatalarıyla karşılaşılıyor…
Algernon adlı farenin de operasyanla zekâsı yükseltilmiştir. Birlikte çalıştıkları labirent testinde Algernon Charlie’yi hep geçer. Sonunda Charlie’ye de operasyon yapılır; günden güne akıllanır; yazdıkları mükemmelleşir, hayatı sorgular, kütüphanelerde sayısız kitap okur; artık herkesten bilgilidir; doktorlarından bile… Hep istediği gibi politika, sanat, din konuşacak seviyededir. Ancak bu kez de sahip olduğu yetenekler yüzünden dışlanır, yalnız kalır… Özlemini çektiği şeylere kavuşsa da mutlu olamaz. Zamanla Algernon’da gözlemlediği değişim, onlara uygulanan operasyonun kalıcı olmayacağının kanıtıdır. Charlie, kendisini anlayamamış insanların arasında, onları anlamaya çalışarak, günden güne sönen zekâsıyla, çıkış yolunu da kendisi bulur romanın sonunda. İnsanın mutlu olmak adına nelere gereksinim