....Loş odada, tahta döşemenin üstünde yatıyor. Kandan bir göl oluşuyor, bacaklarını aşıp ayakucuna yayılıyor. Bir sancı kasıklarını parçalıyor. Korkuyor, bağıramıyor. Bebeği, yaşamla iletişimini sağlayan kordon bağını gövdesine dolayıp, annesinin dölyatağına tutunmaya çabalıyor. Ne zamandır orada, yerde? Neden uyuyakalmış? Uyumamış, çektiği acıdan bayılmış. Burnunda kan kokusu, bacak arasında soğumaya yüz tutmuş bir et parçası. Bebek kıpırdamıyor, göllenmiş kan jölemsi bir örtüye dönüşmüş, sarmalamış gövdesini. Göbek kordonunu kesmeli. Elleri durduramadığı bir titreme nöbetinde, makası güçlükle kavrıyor. Bebeği ağlamıyor diye o da ağlamıyor.....