Kendimi bir şüpheci olarak nitelersem, bu anlayışım, Thomas Mann'ın 1920'lerde yaptığı konuşmasındaki görüşüne yakınlık gösterir: " Şüphecinin en olumlu yönü, her şeyi mümkün kılmasıdır!"
Biraz tevazu göstererek şöyle söylüyorum: Gerçeğe sahip olamayız, ona ancak inanabiliriz. Gerçeği arayan kişi onu kendi dininin kalkanı altında ya da sınırları içinde bulamaz.Üstelik hayatın amacı nedir ki? Gerçeğe inanmak mı, yoksa onu aramak mı?
Bitimsiz, keşfedilmemiş uzayda yaptığımız araştırmalara göre sonsuz evrende minik karıncalardan farkımız olmadığını kabul etmek zorundayız. Yine de geleceğimiz ve olanaklarımız, tüm çaremiz evrendir.