Kitabı yeni bitirmenin sıcaklığıyla ileriye dönük unutmamak adına birkaç not bırakmak istiyorum.
Kitabın anlatıcısı küçük zeki bir çocuk ve anlatım tarzı gerçekten çok akıcı ve çocuk gözünden görmemizi sağlıyor tüm akışı. Hatta anlamadığı durumları siz okurken dolduruyorsunuz zihninizde. cevap veriyorsunuz kendi kendinize. Hikaye tadında , akıcı ve sürükleyici bir kitap.
Konuyu öyle bir ele almış ki, parçalar ne yapıp edip bütünle birleşiveriyor. Verilen ayrıntılar ve olaylar hiç gereksiz gelmiyor. Hepsi hikayede merakı diri tutuyor. Hah , tamam diyorsun geldik zurnanın zortladığı yere, ama zortlamamış meğer. Her an tetikte her an heyecan dorukta kalıyorsun.
Kahramanlar annelerinin yokluğunu babaları sayesinde hissetmeyen iki akıllı çocuk ve ideal, adaletli, o zamana göre oldukça iyi kalpli , düşünceli , çocuk psikolojisinden ve gelişiminden anlayan bir baba.
Dill, scout ve jem’in oyunlarını, konuşmalarını, yaramazlıklarını keyifle okudum. Bazen gerildim, bazen de duygulandım. Çünkü biz yetişkinler bir zamanlar çocuk olmamıza rağmen, çocuk gibi düşünmeyi unuttuk. Tek taraflı düşünür olduk. Çocukken duyarlı olduğumuz her şeye şu an ne kadar da sessiziz. Doğrularımızı Scout, Jem ve Atticus kadar savunabildik mi ? Burada da bir özeleştiri yapmak istiyorum.
Irkçılık, adalet, eşitlik gibi kavramlar üzerinde durulmuş. İnsanların siyahilere güvenmediği, onları sürekli ötekileştirdiği vurgulanmış. Sadece siyahiler değil, beyazlar arasında bazı nam salmış ailelerin de soylu olduğu düşüncesiyle kendinden farklı, soylu olmayan kesimlerle arkadaş olmak, zaman geçirmek gibi durumların olamayacağı düşüncesi çok yaygın.
Bir insanın ne kadar iyi olursa olsun toplumun benimsediği fikirlerden kopamayışı, hepsinin bir koyun sürüsü gibi çoğunluğun tarafında olması, ön yargıları çok