“Rahatsızlık verdiğini bildiğin yerden, "Defol git!" cümlesini beklemeden, kendi kendine yol almak da bir erdemdir."
İzmir’de yaşayan, alkol sorunu ile boğuşan Cengiz ani bir kararla ailesini ve yaşadığı şehri terk ederken kendisiyle birlikte bizi de ruhsal bir yolculuğa çıkartıyor. Aslında bu ani bir karar değil, kendini sorgulayan, hatalarını ve zaaflarını fark eden bir karakter olarak, ailesine zarar vermemek için uzun süre kendisiyle savaşarak, kendince yapılmış bir fedakarlık. Kitabın genelinde, Cengiz'in yaşadığı duygusal ve zihinsel karmaşalar sonunda ve geçirdiği zorlu süreçten sonra onun içsel bir dönüşüm geçirmesini görüyoruz. Ama malesef geç kalmış oluyor. Kitapta böyle bir karakterin gelişim sürecini izlemek çok etkileyiciydi. Cengiz’in yaşadığı çatışmalar, onu daha insancıl ve anlaşılır kıldığı için karakterle bağ kurmakta güçlük çekmedim. Kitap, ayrıca bir hikaye anlatmanın ötesine geçiyor; insanın kendini bulma süreci, hatalarla yüzleşmesi ve bu süreçte yaşadığı zorluklar felsefi aforizmalarla da oldukça etkileyici bir şekilde ele alınmış. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle bütün kitaplarını okuyacağım. Çünkü dilindeki zenginliği, toplumsal eleştiriyi mizahi bir biçimde harmanlama yeteneğini ve felsefi derinliklerini çok sevdim. Çok derin bir edebi alt yapıya sahip olduğu aşikar. Ayrıca, bir yazarın mizahı böyle derinlemesine kullanması ve absürd bir bakış açısı geliştirmesi, büyük bir yetenek gerektiriyor. Toplumsal gerçekleri ve bireysel çıkmazları bu tür bir mizah ile sunarak bizim yalnızca eğlenmemizi değil, aynı zamanda düşünmemizi de sağlıyor.Edebiyat dünyasına böyle bir katkıda bulunduğu için teşekkür ederiz kendisine. Kitapta çok fazla altını çizdiğim satırlar oldu, ama burada paylaşmak için yer kalmadı malesef. En iyisi siz, kitabı