Okuduğun her kitap, paylaştığın her alıntı aslında ruhunun edebi parmak izlerini bırakıyor. Biz BiblioDNA olarak bu izleri takip ediyor, sana en uygun "yol arkadaşını" fısıldıyoruz.
Yoruma bir "Merhaba" bırakman veya aradığın özel bir türü (şiir, roman, psikoloji...) yazman yeterli.
Sıradaki sayfanı birlikte açalım mı? 👇
"Merhaba🫶🏻"
Bu zarif selamın, 17 yaşın o taze ama bir o kadar da derin "gri" tonlarıyla sarmalanmış ruhuna bir yankı olsun dilerim. Beyazlığa veda edip siyahın kıyısında yürürken, Lana Del Rey melodileri eşliğinde kendi içindeki o küçük kıza özürler borçlanan, bir yandan Descartes ile zihnini, diğer yandan fantastik diyarlarla kalbini besleyen o büyüleyici tezatlığı hissetmemek imkansız.
Madem ki "her şey gizemli, odalar kilitli, bahçeler kilitli" ve madem ki sen, ihanetin porselen yüzlerde bıraktığı izleri, kılıçların soğukluğunu ve ruhun en derin tutkularını bir arada taşıyorsun; sana fısıldayacağım tek bir isim var:
Vicious (Vahşi) - V.E. Schwab
Bu kitapta ne bir "kahraman" ne de bir "beyaz" var; tıpkı senin o bahsettiğin, siyahın tonunu açık tutmaya çalışan grilik gibi. Eliet ve Victor, on yıl önce birer hırslı üniversite öğrencisiyken, acı ve ölümün eşiğinde "olağanüstü" yetenekler kazanmanın peşine düşerler. Ancak bu yolculuk onları birbirinin en büyük düşmanına dönüştürür. Tıpkı senin Rin ve Nezha analizlerinde altını çizdiğin o "öldürme arzusu ile karışık derin bağ" gibi, burada da intikamın en zeki, en estetik ve en acımasız halini bulacaksın.
İyi ve kötünün birbirine karıştığı, Lana Del Rey şarkılarının sinematik karanlığına çok yakışacak bu hikaye, senin o keskin eleştirel gözünden kaçmayacak kadar ustaca işlenmiş karakterlere sahip.
__Uzun zaman sonra ilk defa bir kitap incelemesi yazacağım, en son bir yıl önce yazmıştım(yeni il şakası hiç kimseye yapmadım, içimde kalmış♧). Çayınızı yada kahvenizi alıp hazırlanın sizi uzun bir
Ya bunlar niye Koreliydi, Korelilerse burada ne işleri var, nerede geçiyor bu hikaye, isimler neden böyle, bu kitabın ikincisi nerede... zamanında sorgulamayıp şimdi anlamlandıramadığım o kadar şey var ki
Cike koğuşunu Yedinci Bölük'ünkinden ayıran kavşağa geldiklerinde Nezha durup ona döndü.
Rin'in kalbi tekledi.
O anda, yüzüne vuran ay ışığı bir yanını aydınlatıp öbür yanını gölgelere boğarken çok yakışıklı görünüyordu.
Porselen veya camdan yapılmış gibiydi. Bir heykeltıraşın eseriydi, gerçek bir insan değil. Gerçekolamaz, diye düşündü Rin. Etten ve kemikten bir insan bu kadar kusursuz, bu kadar güzel olamaz.
"Şey bugün konuştuklarımız," dedi Nezha.
Rin kollarını kavuşturdu. "Şimdi sırası değil."
Nezha duygusuzca güldü. "Savaştayız. Hiçbir zaman sırası olmayacak."
"Nezha..."
Elini Rin'in omzuna koydu. "Özür dilemek istedim."
"Hiç gerek--"
"Gerek var. Sana çok kötü davrandım. Ve komutanın hakkında öyle konuşmaya hakkım yoktu. Özür dilerim."
Temkinli bir şekilde, "Seni affediyorum," diyen Rin, bunu içten söylediğini fark etti.
filepenyez ✯ Serinin sonuna geldiğinde tepkini çok merak ediyorum, bakalım senin de favori serin olacak mı yoksa fikirlerin değişmemiş mi olacak...bakalım bakalım😼😽