Glory

Glory
@FaithWithGlory
Intp She’s everything he’s not: unbound, reckless, free. He’s never known anyone like her. She terrifies him, and he loves her so much it hurts.
Velaris
Sinegard
The Magnificent North
Elfhame
50 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
7/10
·594 syf.·
2023 8. kitabı
Uzun süredir kitap okuyamayanlara ve hareketli fantastik arayanlara önerilmez. Bazı kitaplarda başlangıç sıkıcıdır fakat bir yerden sonra yakalanır ve bu sıkıcılık telafi edilir… Ne var ki bu kitabın başı, sıkıcılığı yetmiyormuş gibi feci uzatılmıştı. Kitabın başı için 2-3 günümü net harcamışımdır. Başını geçtikten sonra her şey çorap söküğü gibi geliyor. Okuması çok kolaydı çünkü bir çocuk kitabının +16 ögeler eklenmiş genç-yetişkin türündeki haliydi. Evrenindeki yaratıcılıklara diyecek bir şeyim yok lakin dünyası çok kısıtlı bir kitap. Dönüp dolaşıp yine aynı yerler yine aynı kişiler karşımıza çıkıyor. Özellikle de hisarda yaşayan Tanrı Tohumları’nın daha çok olmasını beklerdim çünkü asıl zenginliği onlardan beklerken bana verdikleri yegane şey Aşk-ı Memnu Hıçkırık Şubesi’ydi.
HayalciLaini Taylor · Artemis Yayınları · 2018513 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·560 syf.·
2023 6. kitabı
Her iki kitapta da baştaki ve sondaki Rin apayrı hale gelse de bu artık nirvanaydı gözümde. Bir kitap bol aksiyonluysa bu ona güzellik katar,evet, ama başlarına daha ne gelebilir diye zorlanmış gibiydi çünkü BU KADARI DA OLMAZ. Kaç kez ihanete uğradı sayamıyorum bile ve hayat -yazar- Rin’i silaha çevirmek için her şeyi yapıyor. Nezha’yla Rin’i shiplemem zirve yaptı kitapta, olmayacağını bile bile istedim bu illeti, şimdi oturdum yaşanmayacak güzel günlerin yasını tutuyorum. Onu suçlamam elbet, ama her şeyi mahvetti. Artık favori shipimin olmayacağı garantilendi ve olmazsa daha mutlu olurum. Kitay’ın herkese, her şeye rağmen hep onun yanında kalması üstüne üstlük Venka’yı da aralarına almaları o kadar tatlıydı ki… Üçünün arkadaşlığı çok güzel. Birlikte ölmelerini istiyorum. Rin’in bazen bazı şeylere fazla kör kaldığını düşünüyorum. Vaisra’nın tarafına geçmesinden çok kısa bir süre sonra Su Daji ile görüştüğü kısımdaki konuşma bana yapılsa, daha yeni bir tarafa geçtiğimi umursamaz taraf değiştirirdim. Kadının haklı olduğu ortada. Bunun farkına varmasının bu kadar geç olması üzdü. Karakter gelişimi diye avutayım kendimi bari. GELELİM EN ÇOK KONUŞMAK İSTEDİĞİM KONUYA: Yazım ve İmla Yanlışları Öncelikle o kadar inceleme arasında kimsenin bu konuya değinmemesine veya fark etmemesine çok şaşırdım. Bu kitapta öyle yerlerde yazım, imla yanlışlığı ve anlatım bozukluğu var ki… tam okumaya kapıldım gidiyor kılıç yerine kıl diyor, okuma zevki kalmıyor insanda. Hadi bir 100. sayfada, bir de 400. sayfada yazım yanlışı olsun, olur böyle şeyler derim, Ama 10-20 sayfada bir tekrar eden yazım yanlışı da bir şeylerin doğru yapılamadığını gösterir. Üstelik anlatım bozukluklarını görmezden gelip yanlış yazılanların teker teker çetelesini tuttuğumda 10 tane buldum ve hepsi de o
Ejderha CumhuriyetiR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20221,040 okunma
Rin
10/10
·464 syf.·
2023 2. kitabı
Okumadan önce beklentiyi yüksek tutmakta fayda var çünkü bu kitap sizi fena sallayacak. Onurlu, acıdan beslenen bir kadın karakter ve savaşın gerçek yüzü, başka ne istenebilir ki? Gelecek kitapta Rin’in soykırımdan nasıl kurtulduğunu öğrenmek. Ne var ki yediğim spoilerlardan ötürü ailesini biliyorum, senaryoya dair az biraz tahminlerim var. -Spoiler- Kitapta en sevdiğim sahne şüphesiz sondaki cenaze kısmıydı, gerek kişilik gerek kültür çok farklı karakterlerin bulunduğu Cike’nin generalleri öldüğünde ona bir Speerlı cenazesi yaparken bir olmaları çok güzeldi. Hele Rin’in, Altan’ın generalliği ona bıraktığını öğrendiği kısım… Rin’in Altan’ın intikamını alacağı, Nezha’yla daha da yakınlaşacağı sahneleri dört gözle bekliyorum. -Su Daji’den nefret ediyorum-
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,090 okunma
Patroklos’un Şarkısı
9/10
·376 syf.·
2022 14. kitabı
Aslında bu kitabı çok farklı yorumluyor, farklı bakıyorum. Masallar,romanlar,filmler,diziler veyahut bu kitaptaki gibi destanlar olsun, iki aşığın ayrılığı, buluşmaları için başlattıkları savaş, huzur veya ölümle de olsa buluşmaları… okuması da izlemesi de zevklidir. Çünkü iki aşığın gözünden her şey kısıtlıdır. Tek gördüğümüz ve umrumuzda olan ikisidir. Hiç de düşünmeyiz diğerlerini. Oysa bu kitabı okurken tek yaptığım Paris ve Helene’e lanet okumaktı. Bana göre onlar dünyanın en bencilleri,en aptallarıydı. Farklı hikayeler farklı bakış açılarını da beraberinde getiriyor. Sevmediğim kısımlara geçmeden şunu söylemeyi kendime borç biliyorum ki, yazar bu kitabı 10 yıl süren bir uğraş sonucu ortaya çıkarmış. Gönül isterdi ki sevmediğim kısmlardan puan kırayım. Lakin dile kolay 10 yıla duyduğum saygı, bu kitabın bir hazine olduğu gerçeğini bana haykırıyor olacak ki ne elim ne de gönlüm 10/10 dışındaki bir puana razı değil. ———Spoiler——— Akhilleus Deidameia ile ilişkiye girdiğinde Patroklos haklı olarak ihanete uğramış hissetti ve bir yere kadar kabullenemedi. Ne var ki kendisi de saçma sapan bir nedenle Deidameia’yla ilişkiye girdiğinde içinin rahatladığından bahsediyor, umursamıyordu. Akhilleus zorla ve zevk almayarak yaparak Patroklos’un hoşuna da gitmişti oysa. Akhilleus’la bağ kurmamız için gerektiği kadar çok sahne olduğunu düşünmüyorum. En azından başka kitaplardaki gibi ana karakterlerin partnerlerine duyduğum o yakınlığı hissedemedim. Bir de üstüne Briseis’in başına geleceklere göz yumması iyice soğuttu. Hiç üzülemedim kendisine. Patroklos, Akhilleus’a böyle bir teklifle gelirken bu zeki adamın ne diye “İlla sen olmak zorunda değilsin.” diyerek adamlarından birini görevlendirmediğini düşünmek, Patroklos’un kitap boyu hep geri çekilen, daha insani düşünen, güce
İnceleme
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
2/10
·424 syf.·
2021 17. kitabı
İlk defa bir kitabı okumak için bu kadar mücadele ettim. Yaşadığım şey sırf belli çoğunluk beğeniyor diye beğendiğini söyleyenlere kanmaktan başka bir şey değil. Kitabın konusu yerine direkt rahatsızlıklarımı belirtmeye tahammülüm var ancak. 1) Levent ve p*dofili İlki ve en iğrenci bu. Kısaca, kız 18. yaş gününe saatler kala kendinden yaşça büyük bir adamla, Levent’le tanışıyor. 18’e girmesine dakikalar kala ona yaklaştığında p*dofili diye adam onu reddediyor. Geçen dakikaların ardından kız 18 olur olmaz onunla öpüşüyor ve bu sözde p*dofili olmuyor =) … Cidden bunun hakkında paragraflarca yazabilirim. Nasıl bir beyin, bir dişiye 1 dakika arayla önce kız sonra kadın gözüyle bakabilir? O 1 dakikada o kadın evrimleşti mi? Bilmiyorum çok mu abartıyorum ama korkunç geliyor bu görüşler. Basbayağı p*dofiliyi normalleştirmek bu. O adam orada sadece vicdan bastırıyor. Çok çok iğrenç… 2)Özgür karakteri Özgür o kadar çok tanrısallaştırılmıştı ki bir yerden sonra bir insandan mı yoksa ilahi varlıktan mı bahsettiğini anlayamadım. Adam her saniye farklı bir sigara yakıyor ve korkunç bir şekilde sigara içmesi “Aman tanrım onun sigara içişi bile olağandışı” modunda anlatılıyor. Kitaptır diye görmezden gelmeye çalışacağım diyorum, diyorum da bu kadar sigara içen birinin çekici olma ihtimali 0 felan. 3)Hale’nin cezası -spoiler- Hale Yosun’un bebeğini öldürüp, saatlerce ona işkence ediyor ve üzerine Levent’le onu ayırıyor. Yosun ile Özgür’ün tek yaptığı ne? Düğünlerini bozup herkese bu benim bebeğime zorla kürtaj yaptırdı demek. -2. kitabı okumayanlar için spoiler- Bu intikam mevzusu 2. kitapta da dönüyor ve Özgür muhtemelen kitaplar içinde Pınar’a olan davranışları dışında ilk defa gözüme girerek Hale’den intikam almaya yelteniyor. Ama Polyanna Yosun bebeğinin katilini Özgür’ü bir
Edebiyat
Ölüme Fısıldayan AdamBüşra Yılmaz · Epsilon Yayınları · 202014,7bin okunma