Ömrümde hiçbir şeyden bu kadar pişmanlık duymadım. İstemeden ağzımızdan kaçan hayvanca lâflar yüreğimizde tutkumuzun bizi sürüklediği en kötü hareketlerden daha ağır pişmanlıklar uyandırır. Söz diye harekete varmayan şeyleri niteliyorum, çünkü çok iyi biliyorum ki örneğin Jago’nun sözleri tam anlamıyla gerçek birer harekettir. Ama hareketler, Jago’nun sözleri de dahil, zevk almak ya da yarar sağlamak amacıyla yapılır, o zaman da tüm organizmamız, ilerde kalkıp yargıçlık taslayacak bölümü bile katılır,
bu yüzden de hayli insaflı bir yargıç sayılır. Ama dilimiz olacak aptal kendi hesabına, üstelik organizmanın onsuz kendisini yenik duyacağı ufak bir bölümü memnun etmek için harekete geçer, savaşıyormuş gibi yapar, oysa savaş çoktan bitmiş, yitirilmiştir. Yaralamak ister, ya da okşanmak. Hep dev eğretilemeler arasında dolaşır. Ve sözler kor gibi yandıklarında, söyleyeni yakarlar.