Kitapta edebi kelimeler çoktu okumasını zorlaştırdı haliyle tabii birde yoğunluk ve yorgunlukta olunca elimde fazlaca bekledi ama okuyabilseydim daha kısa sürede biterdi.
Fuzulinin yazmış olduğu Leyla ile mecnun kitabını kendi ağzından anlatıyor yani başrolümüz kitap. Kays Leyla öldükten sonra kendini kaybedip kitaba dönüşüyor ve aşkını sonsuzca yaşayabilme hayalini gerçekleştirmiş oluyor aslında. Fuzuliden Namık Kemal e kadar olan dönemdeki tüm şairlerin eline geçiyor bir şekilde tarihi bir yolculuk yapıyor yüzlerce binlerce yıl geziyor Leyla sını arıyor. Bazen bazı simalarda buluyor ama yine ayrılmak durumunda kalıyor.
Fuzuli bu kitabı yazarken beyitler arasına şifreler yerleştiriyor kelimelere bağlı ebced hesabıyla. Babil krallığı İştar tapınağının arkasında altın heykeller ve tabletlerde yazılı olan hayatın gizemi uzay yolculukları gerçekleştirmek için gerekli bilgiler vs var bunlara ulaşmak için aslında. Babil cemiyeti ilk başta yedi yılda bir toplanıp kitap nasıl durumda diye kontrol ediyorlar ve iyi niyetle şifreleri çözmeye çalışıyorlar ama toplumsal yozlaşma Osmanlı nın çöküşüyle ilişkili sosyolojik değişim bunu artık sadece altın heykellere ulaşıp hazine avcılığına ulaşma gayretine giriyorlar. Neyse şifre çözülüyor önce altın heykellere ulaşıyorlar gözlerini alıyor bu durum tabletlere ulaşamadan kaçmak zorunda kalıyorlar hazineyi koruyan mumyadan sonra balyozlarla odaları yıktıklarında kapı arkalarında ve yerlerde olan tabletteki tüm gizem ve bilgiler tuzla buz olup yapboz gibi dağılıyor.
Bence kitabın şairlerin elinde dolaşması bir tür şairlik yeteneği gibi geldi az da olsa onların hayatında misafir olduk. Esas olanın aşk olduğunu ve aşkın surette değil de gönülde olduğunu anlatıyor kitap çünkü bedenen yaşamayıp kitap olan Kays hala Leyla sını arıyor