Bir insan nefsinde ilmi şekli var olan bir şeyi dilediği gibi parçalasın birbirinden ayırsın sonra dönüp yine kalbinden o şeyi önceki gibi aynen gel diye irade yöneltsin. O anda Allah dileyip de ona bir unutma veya bir arıza vermezse derhal görür ki o dağılmış parçalar bir anda aynen önceki gibi toplanır gelir karşısına dikilir. İşte içte- enfusi aleminde her zaman olup duran bu hafıza ve akılda canlandırma işi bize bir vücudu o vücut da bir dirilmeyi ve hayat vermeyi simgeler. Bizim ruhumuza göre iç alemin (subjektif) sırları, ilahi ilim ve iradeye göre subjektif ve objektif bütün varlıklar aleminin sırlarına en açık örnektir.
Hayat her şeydir ve her şey Allah'ın gücüyle ayaktadır. İnsan bunları dalgınlıkla unutursa, gerçekten bulunduğu halde bile dirilmeyi ve canlanmayı anlayamaz da karanlıkta kalır. Bunlar ilk hayatta bile olup dururken(Rum 50) bu gözlemi dikkatten kaçırıp bunları yapıp duran Allah'ın gücünden şüphe etmek büyük bir sefilliktir.
Her gelecek geçmişin hatırasına sahiptir. Gerek uyku ve gerekse ölüm bile ilk kendine gelmede insana kısaca bir hatıra bırakıp da gidiyor. Öyle olmasaydı kalkan adam o anda kendini geçmişe bağlayamaz varlığının o anda başladığını zannederdi.
İnsan olarak güçsüzlüğü ile derin bir üzüntü ve kederle yanıp yakılma içinde kalan ve bu halde Allah ile ilişkisini kesmeyip isterse hatalı bir dil sürçmesi ile olsun dertleşen bu acıklının(Bakara 259) -..."Bunu, bu şehri harabe olduktan sonra bu haldeyken Allah nasıl diriltecek?" - (diye) geçirdiği imtihanı ve nihayet gizli ve ince harikaları, dirilmeyi ispata ve karanlıktan ışığa çıkarmaya mükemmel bir örnek olarak almak için bir inkar olan " mutlak ümitsizlik" olarak düşünmeye ayetin anlamı aykırıdır.