Pınar

Pınar
@Fanusicinde
Melankoli
Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır. Anlıyamam kederimi, Bir ateş yakar derimi, İçim dar bulur yerimi, Gönlüm dağlarda bunalır. Ne kış, ne yazı isterim, Ne bir dost yüzü isterim, Hafif bir sızı isterim, Ağrılar, sancılar gelir. Yanıma düşer kollarım, Görünmez olur yollarım, En sevgili emellerim Önüme ölü serilir... Ne bir dost, ne bir sevgili, Dünyadan uzak bir deli... Beni sarar melankoli: Kafamın içersi ölür.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yanlış Mesel
"Mezardan bir seda" bir zaman da böyle geçsin, pusula durmadan dönüp dursun: şimdi neredeyim? yüksek düş'ün içinde, sarsıntı, soğuk ter, gırtlağımda bir güz mührü, neredeyim ki azalıyorum gecede, yükseliyor simsiyah kanım. bir zaman da böyle geçti, pusula durmadan döndü ve durmadan durdu: şimdi buradayım: kâğıtla kalem arasında titrek, kararsız, bir sınır varsa beni benden ayıracak, tam da kanın mürekkebe dönüp kuruduğu yerdeyim. -Beşir Fuad, yanlış kardeşim benim. * 5 şubat 1887: "Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı".

Pınar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·132 syf.·
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Kjersti Skomsvold
7.2/10 · 2.306 okunma
Kurdun Ölümü
Tutuşmuş ay üstünde koşuyordu bulutlar Nasıl koşarsa yangın üstünde dumanlar; Korular kapkaraydı bir uçtan bir uca. Yürüyorduk, konuşmadan, ıslak çayırda, Yoğun fundalıkta, arasında büyük çalıların, Altında çorak göknarları gibi göknarların, Sonra gördük birdenbire yerde iri iri, Aranan yolcu kurtların pençe izlerini. Dinledik, soluklarımızı tuttuk,durduk, Ne korunun, ne ovanın sesini duyduk; Gökte fırıldak inledi yalnız yaslı yaslı; Rüzgar çekmişti alçaklardan elini ayağını, Dokunsa dokunsa kulelere dokunuyordu. Aşağılarda meşeler kayalara yaslanıyordu, Uyur gibiydiler dayanıp da dirseklerine. Bir hışırtı bile yoktu, ama birdenbire Avcıların en yaşlısı, hiç yanılmamıştı, Başını eğip yattı, kumlara şöyle bir baktı, Ve alçacık bir sesle, sezdiğini söyledi: Yerdeki yeni izler birer açık haberdi, Geçmişti şimdilerde pek güçlü pençelerle, İki azılı kurt, yanlarında iki enikle. Hep birden çıkardık keskin bıçakları, Yürüdük adım adım, aralayıp dalları, Gizleyip tüfekleri ve ak parıltılarını. Üçü durdu, görmek istedim baktıklarını, Alev alev iki göz gördüm birdenbire, Dört hafif karaltı vardı biraz ötede, Oynuyorlardı ay altında, fundalar içinde,