Pınar

Pınar
@Fanusicinde
Melankoli
Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır. Anlıyamam kederimi, Bir ateş yakar derimi, İçim dar bulur yerimi, Gönlüm dağlarda bunalır. Ne kış, ne yazı isterim, Ne bir dost yüzü isterim, Hafif bir sızı isterim, Ağrılar, sancılar gelir. Yanıma düşer kollarım, Görünmez olur yollarım, En sevgili emellerim Önüme ölü serilir... Ne bir dost, ne bir sevgili, Dünyadan uzak bir deli... Beni sarar melankoli: Kafamın içersi ölür.
"Uzun zaman önce yıldızlardan bu aleme geldiğim zaman, bana sevgimi vermemi ve geri dönmemi söyleyen hoş bir ses duydum. Aşık olduğunda açan güllerden bir milyon tanesine çiçek açtırmamı söylediler. Kalbinde nefret olmadan kayıtsız şartsız sevebildiğin zaman bir milyon gül çiçek açacak, böylece ben güzel yıldızıma geri dönebileceğim."
"Çocuğun biri dedi ki ‘birçok kez doğmuş olmalıyım, yani tüm hayatlarım birleştirildiğinde yaklaşık 30.000 yaşında olmaz mıyım?’ neden sürekli dünyaya geldiğini bilmediğini söyledi. Neden dünyaya sürekli geldiğini biliyorum. Çünkü burası onun evi değil. Ancak burasının evi olduğunu düşünüp duruyor. Sürekli buraya gelmesinin nedeni bu. Nasıl gerçek evine dönüp yeniden dünyaya gelmeyebilir?”
Sadece vücudu değil, etrafındaki dünya da şimdiden terk etmiş onu, ne yaparsa yapsın, hayatın en küçük parçasını bile değiştiremeyeceğini kabulleniyor. Sadece seyirlik bir manzara şimdi, ölüm görmek isteyenler buraya geliyor. Muzaffer'le Yusuf'un baktıkları şey de bundan ibaret: Ölen bir adam.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Edebiyat
"Sadece seyirlik bir manzara şimdi, ölüm görmek isteyenler buraya geliyor."
Fakat dumanlı zihninde ona derin bir hakikat gibi gelen kayboluş ihtimali şimdi neyse o olarak, yani büyük bir facia gibi görünüyor. Az önce Yusuf'un yokluğunda bir basitlik, neredeyse bir huzur bulmuştu, çünkü bir şey yoksa üzerine düşünülecek bir şey de yoktur, etrafımızdaki birçok olmamış şey gibidir, hafızamızda kıpırdanıp durmaz, biri ısrarla dürtmez.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Edebiyat
" bir şey yoksa üzerine düşünülecek bir şey de yoktur, etrafımızdaki birçok olmamış şey gibidir, hafızamızda kıpırdanıp durmaz, biri ısrarla dürtmez."
Gece ablasının bakışları altında bölük pörçük, huzursuz bir uyku uyuyor Sait, Neşenin kendisiyle konuştuğunu, o donuk bakışların ardında birikmiş ne varsa ortaya döktüğünü hayal ediyor. İmkansızdı bu, biliyor, ablasının ruhu bedeninden uzakta bir yerde, tenine hiç dokunmadan yaşadı sanki, doğduğu an yaşamaya yetecek nefesi verip çekilmiş gibi... Kimse insan gibi davranmadı ona, bir rahmetli hala işte, o kadar. Kim bilir, belki de yanlarına alıp baksalar, onunla uzun uzun konuşsalar ruhu gelip içine yerleşecek, zamanla bakışlarını doldurup gözlerine ferini geri verecekti. O zaman ağzından anlamlı iki kelime çıkacaktı belki, Sait'e ismiyle seslenecekti. Seslense ne kadar başka olurdu her şey, Sait gerçekten bir ablanın kardeşi olduğunu anlardı o zaman, büyük abla değil, uzak abla değil, sadece abla... Mümkün olmadı, yapacak bir şey olduysa da kimse yapmadı, ne babası, ne kardeşler, ne de Yusuf. Oysa Sait kendisi demişti: Yaşayanlar için her zaman yapacak bir şey vardır.
Sayfa 110·Kitabı okudu
Edebiyat
"Mümkün olmadı, yapacak bir şey olduysa da kimse yapmadı, ne babası, ne kardeşler, ne de Yusuf. Oysa Sait kendisi demişti: Yaşayanlar için her zaman yapacak bir şey vardır."