Bazı hakikatler insanın içini kaplar, bütün damarlarına, sinir uçlarına kadar her yerini doldurur ama bir damlasını bile dışarı atamazsın, kimseye bir şey anlatamazsın, büyük hakikatler böyledir işte, kimse bir şey anlamaz, kimse bir şey demez, sen kendi muhteşem hayatında tek başına kalırsın.
Sadece vücudu değil, etrafındaki dünya da şimdiden terk etmiş onu, ne yaparsa yapsın, hayatın en küçük parçasını bile değiştiremeyeceğini kabulleniyor. Sadece seyirlik bir manzara şimdi, ölüm görmek isteyenler buraya geliyor. Muzaffer'le Yusuf'un baktıkları şey de bundan ibaret: Ölen bir adam.
Vücudunun çaresizce yaşama tutunmaya çalışmasını kendisinden bağımsız, dışarıda olup biten bir hadiseymiş gibi izliyor, evet her şeyin, kendi bedeninin ile dışında kalmış sanki, vücudu kendi mücadelesine kapılmış, sen karışma, diyor.