"Mahveder kendini bülbül bile hürriyet için;
Çekilir mi bu bela alem-i pür-mihnet için?
Din için, devlet için, can çekişen millet için
Azme hail mi olurmuş bu çürük ten kafesi?"
-Namık Kemal
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Vicdan! Vicdan! İlahi içgüdü, ölmez ve ilahi sada; cahil ve görgüsüz olanların, zeki ve hür insanların en emin kılavuzu; insanı Allah'a benzer kılan, iyiliklere kötülüğün yanılmaz hakimi, insanın yaratılışındaki büyüklükle davranışlarındaki ahlaklılığı veren sensin; sen olmasan, kaidesiz bir anlıkla ilkesiz bir akıldan yardımlanarak sapkınlıklar içinde bocalamanın acıklı imtiyazından başka beni hayvanların üstüne yükseltecek bir şeyin varlığını duymuyorum."
Mesleğimiz şerefimizin ölçüsü oluyor. Ruhsal benlik çok kuvvetli ve olgun değilse, bazen toplum içindeki durumumuzun bize bağışladığı sosyal benlik, gözlerimizi karartan bir gelişmenin sonunda, bizim kendi eserimiz olan ruhsal benliği uzaklaştıran kuvvet haline geliyor. Bütün samimi halleriyle tanıdığımız bir dostu, toplumdaki yeri yükseldikten sonra görünce tanıyamıyoruz.
Gençlikte en çok üzerinde durulacak şey, iyi alışkanlıklar kazanmaktır, kötü alışkanlıklardan sakınmaktır. Her gün yapılan hareketler, insanı iyi veya fena karakter sahibi yaparlar. Oscar Wilde'ın dediği gibi: "Günün en küçük hareketleri karakteri yapar ve yıkar."
Erdemli adam, başkalarına iyilik yapmak için yaşadığını düşündükçe, kendinde ebedi olmak isteyen bir varlığın çiçeklendiğini duyar; kendinden çıkar ve ruhuyla aleme yayılır.