Ömer Faruk

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Devrim ve Son
1846'da Galiçya'daki köylü ayaklanması; aynı yıl "liberal" bir papanın seçilmesi; 1847 sonlarında İşviçre'de radikallerle katolikler arasında kopan ve radikallerin kazandığı iç savaş; 1848 başında Palermo'da, ayrılık yanlışı Sicilyalıların her zamanki ayaklanmalarından birini daha gerçekleştirmesi; bütün bunlar, rüzgarda sürüklenen bir kaç saman parçası değil, yaklaşan fırtınanın habercileriydi. Bunu bilmeyen yoktu. Hangi ülkelere, hangi tarihlerde gelceği tam olarak bilinmemekte birlikte, tarihte pek az devrim herkes tarafından böylesine önceden tahmin edilmiştir. Bütün bir kıta, elektrikli telgram aracılığıyla devrim haberlerini neredeyse anında kentten kente iletmek üzere çoktan hazır, bekliyordu. Daha 1831'de Victor Hugo, henüz yeryüzünün derinliklerinden gelen ve Avrupa'daki her krallığı madenin ana ocağı Paris'ten dehlizlere doğru püskürtecek olan devrimin boğuk sesini duduğunu yazmıştı. Devrim, 1848'de patladı.
Sayfa 332
1848 Devrim ve Komünizm
Avrupa'ya tebelleş olan bu korku, yalnızca Lancashire'daki ya da Kuzey Fransa'daki fabrika sahiplerini değil, Almanya'nın taşralarındaki memurları, Roma'daki rahipleri ve her yerdeki profesörleri etkisi altına alan, proletarya korkusu, "komünizm" hayaletiydi. Ve bu haklı bir korkuydu. Çünkü 1848'in ilk aylarında patlak veren devrimler, sadece bütün toplumsal sınıfları kapsaması ve seferber etmesi anlamında bir toplumsal devrim değildi. Kelimenin tam anlamıyla, Batı ve Orta Avrupa kentlerindeki- özellikle başkentlerdeki- çalışan yoksulların ayaklanmasıydı. Palermo'dan Rus sınırına kadar bütün eski rejimleri deviren güç, onların, neredeyse yalnızca onların gücüydü. Tozun dumanın yatışmasıyla, yıkıntılar üzerinde işçiler -Fransa'da gerçekten sosyalist işçiler- görüldü; sadece ekmek ve iş değil, yeni bir devlet ve yeni bir toplum istiyorlardı.
Sayfa 329