Spoiler içerir
Daredevil: Korkusuz serisi, her devam cildiyle beni şaşırtmaya devam ediyor. Gerçekten bu seriye başlamak için geç kalmışım. Hikâyenin yaklaşık %60’ında Matt kostümünü giymese bile, anlatımın sürükleyiciliğini kaybetmemesi Daredevil ciltlerinin ne kadar güçlü yazıldığının net bir göstergesi.
Hikâye, önceki ciltten doğrudan devam ediyor. Bir yandan Matt ile Milla’nın ilişkisini izlerken, diğer yandan Kingpin’in planlarını adım adım kurduğunu görüyoruz. Kingpin, Hell’s Kitchen’daki hakimiyetini yeniden sağlamak için Matt’i sürekli farklı sorunlarla meşgul ediyor; ancak elbette mesele bununla sınırlı kalmıyor.
Cildin finalinde Matt durumu tamamen kavrıyor ve Kingpin’in Hell’s Kitchen’ı tekrar ele geçirmesini engellemek adına onu öldürüyor… ya da en azından bize öyle gösteriliyor. Eğer bu noktada gerçekten Matt, Kingpin’i öldürdüyse, bunun seride çok güçlü bir etki bırakacağını düşünüyorum. Açıkçası Kingpin bunu fazlasıyla hak etmişti. Finalde klasik süper kahraman klişelerinden birine başvurulmasını bekliyordum; ancak hikâye bu beklentiyi boşa çıkardı.
Daredevil’ın her cümlesinde, her hamlesinde sanki ben de Kingpin’e bir yumruk indiriyormuşum gibi hissettim. Kimliğini mahallenin belalılarının önünde açıklaması ve Kingpin’e yaşananları örnek göstererek “mahalleden uzak durun” mesajını vermesi ise cilde yakışır, çok güçlü bir finaldi.
Duygusal olarak en çok etkileyen ciltlerden biri, özellikle kardeşiniz ya da abiniz varsa.
Bu cilt seride nadir görünen ama en sevdiğim karakter olan İtaçi’nin aslında bir kahraman olduğunu gösteriyor.
Naruto 43.CiltMasaşi Kişimoto · Gerekli Şeyler · 202078 okunma
Seride geçmişe mektup gönderme işini fazla üstünkörü anlatmış olsalar da genel olarak fantezi değil aşk mangası olduğu için görmezden geleceğim ve sadece 1 puan kıracağım, onun dışında gayet güzel bir ciltti hikayenin akışı ve yaşattığı duygu yoğunluğu çok fazlaydı. Beni bu kadar etkileyen nadir eserlerden biri oldu.
Bir önceki kitapta evren zaten büyük bir değişime uğramıştı, bu kitapta da yine aynısı oldu ve bir önceki kitabın üzerinden bayağı bir zaman atlaması yaşanan bir evrene geçtik,başta okurken biraz garipsesemde karakterlerin kaliteli yazılmalarından dolayı kolayca kavradım hikâyeyi
Hikâye Leto’nun ölümünden sonra yönetimi tam haliyle ele geçiren Bene Geserit’lere odaklanıyor başta bu yönetim değişikliği pek hoşuma gitmese de Miles Teg’in olaya girmesiyle sevmeye başladım.
Rahibelerin evreni nasıl yönettiğini görmek değişik bir tecrübe oldu benim açımdan.
Serinin okunması en zor kitabıydı sanırım hayal ederken zorladı, yazarın bunları düşünüp bu evreni oluşturması cidden inanılmaz bir yetenek.
En zor okunan kitap olmasına rağmen ben gayet sevdim kitabı, sürükleyici olduğu için zorda olsa keyif veriyordu okumak.
Bolca diyalog ve biraz aksiyon içersede kesinlikle okumadan duramayacağınız bir kitap.
Daha iyi dedektiflik romanları okuduğum için onlara göre biraz sadeymiş gibi gelse de
Kitap kendini okuttu.
Sürükleyici anlatımı ve sürekli dedektiflerle beraber olayın nasıl olduğunu düşündüren bir yapısı vardı.
Dedektiflerin olay hakkında her zaman geride kalması okurken sıkmadı değil ama yine de pek kafaya takılacak bir şey değildi.
Kitap içindeki Twitter yorumları bölümüde güzel bir ekleme olmuş bence.
Sonununda ters köşe bitmesi şok etti ama böyle bir sona evrildiğide belli gibiydi.