İlkbahar, tıpkı bir kadın gibiydi ona göre. Önce, çok özlediği ve karşı koyamadığı bir sıcaklıkla sarıyor, tam buna alışıp kendini bırakmışken, aniden terk edip gidiyor ve insanı tek başına bırakıyordu. Üşütüyor, titretiyor, sonra bir gün, hiçbir şey olmamış gibi yeniden çıkageliyordu. Bu kez, daha tedbirli davranmak, hemen inanmamak gerekiyordu. Bir melek gibi verici, ama şeytanla işbirliği yaparcasına güvenilmez ve bunların bir araya gelişiyle son derece cazibeli bir mevsimdi.
İnsanlık tarihi, isteklerin korkuya yenik düşmesinin ve güvence arayışlarına feda edilmesinin örnekleriyle doludur. Hâlbuki istek ve korku hep var olmuş, güvence ise hiç olmamıştır.
Dünyanın uzaydaki hareketleri ne kadar net ve dakikse, dünya yüzündeki yaşam da o kadar karmaşıktı. Belki de dünya bu kadar kendinden emin dönmese, yaşam bu kadar karmaşık olma hakkını bulamayacaktı kendinde.