Hayatımda ilk kez adaletin tam ortasına bir roman bıraktım.
Psikolojik derinlik her zaman kalemimin damarlarında dolaşıyordu ama bu kez yürüdüğüm yol değişti. Bu kez duygunun değil, vicdanın nabzını tuttum. Bu benim için bir eşik. Bir sınır aşımı.
Çocukluğumdan beri aşk yazdım.
Töre yazdım.
Kalbi, gururu, yasakları, suskunlukları yazdim.
İlk romanım Kıvılcımın Düştüğü Zaman olacaktı.
Ondan önce henüz dokuz yaşında Töre'yi yazdım.
Ardından Gemiye Son Beş Dakika Kala geldi.
Ve şimdi…
Steril Önlük ve Siyah Cübbe.
Bu sadece yeni bir kitap değil.
Bu, yazarlığımın yön değiştirdiği an.
Çünkü aşk yaralar açar ama adaletsizlik insanın omurgasını kırar.
Çünkü töre insanı susturur ama hukuk susarsa toplum çürür.
Çünkü psikoloji insanın içini anlatır; adalet ise o içe yapılan saldırının hesabını sorar.
Bu roman benim için bir tür meydan okuma.
Kendi konfor alanımdan çıkmak.
Kalemimi başka bir ateşe sokmak.
Aşk yazarken kalbime kulak verdim.
Adalet yazarken vicdanımı masaya koydum.
Ve şunu fark ettim:
Ben aslında hep bunu yazmaya hazırlanıyormuşum.