Sonra durdu. Söylediği kelimenin ağırlığı odadaki havayı kuruttu. Özür dilerim.
İnsan, tecavüze uğradığı için, inanılmadığı için özür diler miydi? İnsan, ruhu bir yabancı tarafından vahşice parçalandığı için mahcubiyet duyar mıydı? İnanılmadığı için, ispatlayamadığı için, o 'zeki' dedikleri doktorun arkasında iz bırakmayan profesyonelliği karşısında dilsiz kaldığı için dünyadan af mı dilemeliydi? Elin o an anladı; adaletin inanmadığı her mağdur, kendi doğruluğundan utanır hale getiriliyordu. Sessizliğin ve ispat zorunluluğunun yarattığı o karanlıkta, Elin kendi acısı için özür dileyerek ruhunu son kez o odada masaya bıraktı.