Fatih*

Reklam
Açları çalıştıran doymak ümidi, tokları çalıştıran açlık korkusudur.
Kekeme Çocuklar Korosu
Seni seviyorum! Okulun koridorlarında yürürken başını yerden kaldırmamanı seviyorum. Ürkek adımlarla dolaşmanı, her an başına bir kötülük gelecekmişçesine tedirginlikle yürüyüşlerini, öğrenci eylemleri başladığında gözlerinde biriken korkuyu, iki kızın dışında arkadaş edinmemeni seviyorum. Ablalarına olan saflık derecesindeki bağlılığını seviyorum. Kendi ayaklarının üzerinde kaldığında düşme korkunu, erkeğinin sana sahip çıkması gerekliliğine ilişkin düşüncelerini, derslerin bittiğinde kantine takılmayışını, annenle babana hayatın boyunca yalan söylemeye cesaret edemeyişini, ya da aklına bile gelmemesini seviyorum. Seni seviyorum! Çantanda gezdirdiğin islami kitapların üzerini gazete kağıtlarıyla kaplamanı, makyaj değmemiş yüzünün çocuksuluğunu, notlarını koyduğun dosyayı göğsüne bastırıp taşımanı, hızlı hızlı konuşmanı, politikadan anlamayışını, malayani sayıp müzik dinlemeyişini seviyorum. Yemekhanede, erkeklerle yan yana yememek için uzun uzun oturacak müsait masa aramanı seviyorum. Bir nakışın başında saatlerce oturabilecek olmanı, misafirliğe gitmeden saatlerce önce tatlı bir heyecana kapılabilecek olmanı, babanın iş dönüşünde yemeğini getirebilecek olmanı seviyorum. Çocuğunla saatlerce bıkmadan oturup konuşabilecek olmanı seviyorum. Politik ve edebi toplantılardan hiçbirinden haberdar olmayışını, evinin ve okulunun ve birkaç yakın tanıdığının oturduğu semtler dışında etrafı bilmemeni, arkadaşınla bazen alışverişe çıktığında yanından ayrılmamaya özen göstermeni, ani bir gürültüde kuş gibi irkilmeni seviyorum ben. Memleketteki ana anneni telefonla aradığında yüzünde beliren sahici gülümsemeyi, sevinci, heyecanı seviyorum ve akrabalarına olan düşkünlüğünü... Defterini özenle tutmanı ve dikkatli yazmanı, kırtasiye eşyalarını renkli ve süslü almanı seviyorum.
Abdürrahim Karakoç
Mihriban adı değil, Karakoç'un ona taktığı mahlastır, isimdir. "O başka bir şehirde yaşardı, ben başka bir şehirde. Görüşemezdik. O bana mektuplar yazardı, ben ona mektup yazamazdım.Elin kızının evine mektup mu gönderilir? Ayıptır. Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı. Ben o gazeteye şiirler yazar gönderirdim.Herkes şiir diye okurdu da Mihriban bilirdi onlar kendisine mektuptur."
....insana kendi kendisinin üstüne çıkmak zevkini veren sevgi , yalnız analık aşkından ibaret değildir. Hürriyet ve menfaatlerimizi , başka ruhlarla kaynaşmak için de feda ederiz. Bunda nesli devam ettirmek gibi hayvanca bir gaye de yoktur. Cinsi olmayan bir aşk , bize, benliğimizi aşmayı ve sevgilimizin şahsiyetine dalarak , başka bir insanda sosyal ve universal bir iştirakın ilk merhalesini yaşamayı gösteren bir yükseliştir.
Sayfa 182 - Ötüken Yayınları - 39. Basım·Kitabı okudu
Reklam