Piyano öğretmenin Mediha Hanım içe kapanışlarını yazıyordu:
Bütün hayatı uzun sürmüş bir yaza benzetiyordu. Bir zamanlar gönlünden aşklar geçerken, şimdi neyi beklediğini bilmeyerek, çevresinde artık kimsecikler kalmamışken de, hep bekliyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sarı hoca, gökyüzü gibi yeryüzünün de sustuğunu hissetti. Kulakları mı yanlış duymuştu? Gözleri mi yanlış görüyordu? Aklı herhalde yıllardır başında yoktu… Buzlu, ayazlı, donmuş bir boşluk kafatasında ağrımaya başlamıştı.
Mehmet doğmuştu demek! Ve Mehmet’i onun kucağına uzatmamışlardı. Mehmet’i öpememişti. Yeni doğmuş bir çocuk nasıl bir şeydi acaba? Kokar derlerdi, bu kokuda insanın soyu sopu, ruhu tüter derlerdi. Bu kokuyu ciğerlerine sindirememişti…
Bu kadarını kabil değil tahmin edemiyen dokuma ustası, sevinç içindeydi. “Ay benimle olduktan sonra, yıldızın kuyruğuna çarpim!” diye söylenerek dokumhaneye girdi.