Fatih Başaran

Fatih Başaran
@FatihBasaran
Ege Üniversitesi/İletişim Fakültesi
Bursa
2 Şubat
87 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Pratik yapmak, herhangi bir bilgi edinmede ya da beceri geliştirmede önemlidir. Anders Ericsson, uzman performansının doğasını anlamamıza yardımcı oldu ve çoğu dünya standartlarında bir uzmanın -piyanist olsun, satranç oyuncusu, romancı veya sporcu olsun- yirmi yıl boyunca yaklaşık on bin saat çalıştığını buldu. Ayrıca başarılarının zekâ testleriyle değil, üstlendikleri ‘’kasıtlı pratik’’ miktarıyla ilgili olduğunu keşfetti. Önemli olan şu ki, insanlar çok çalıştıklarından başarılı olsalar da, ancak doğru yoldan giden kimseler gerçek birer uzman olabiliyor. Bir dizi farklı araştırmacı etkili pratiği aynı şekilde tanımlamaktadır. İnsan kendi kavrayış sınırlarını zorlayan, hata yapan, düzelten ve yine daha fazla hata yapan kişidir.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Reklam
Pek çok insan, beyinlerinin matematik, bilim, sanat, İngilizce veya başka herhangi bir alan için uygun olmadığı yönündeki zararlı fikre sahiptir. Bir konuyu zor bulduklarında, çalışmayı mümkün kılmak için beyin alanlarını güçlendirmek yerine, doğru beyinle doğmadıklarına karar verip geçerler. Halbuki işin gerçeği, hiç kimse, belirli bir konu için ihtiyaç duyduğu beyinle doğmaz. Herkesin ihtiyaç duyduğu nöral yolakları geliştirmesi gerekir. Araştırmacılar artık, bir şey öğrendiğimizde beynimizin üç şekilde büyüdüğünü biliyorlar. Birincisi yeni bir yolak oluşmasıdır. Başlangıçta yolak hassastır ve fena değildir; ancak bir fikri ne kadar derinden öğrenirseniz, yolak o kadar güçlenir. İkincisi, zaten var olan bir yolağın güçlendirilmiş olması ve üçüncüsü, önceden bağlanmamış iki yolak arasında yeni bir bağlantının oluşturulmasıdır.
Sayfa 23·Kitabı okudu

Fatih Başaran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2024 20. kitabı
1920’lerdeki ulus-devlet inşacıları dinle ilgili iki hayati önkoşulla karşı karşıya kaldılar. İlk olarak, İslam ve devlet arasındaki sembolik ve hukuki olarak iç içe geçmiş ilişkinin yanı sıra yüzyıllar içinde gelişen, ulemanın Osmanlı Devleti’yle bütünleşmesiyle karşılaştılar. İkinci miras, millet sistemi altında etnik bölünmenin kutuplaşması, savaş, emperyalist nüfuzdan etkilenen sınıf oluşumlarının dinamikleri ve gayrimüslim nüfusunun yok edilmesi ve ülkenin Müslümanlaştırılmasını içeren demografik değişiklikler gibi gelişmelerin bir araya gelmesiyle dinî kategorilerin etnik belirteçler haline gelmesiydi. Bu, devam eden uluslararası baskı (azınlıklarla ilgili Lozan Antlaşması) ve tarihsel hafızanın (imparatorluğun dağılmasıyla ilgili travmalar, azınlık milliyetçiliği ve Sevr zihniyeti denen, yani Batılı güçlerin ülkeyi bölme planlarından duyulan korku da dahil; daha da ağırlaştırdığı 1920’lerin sonundaki yüksek toplumsal kapanma düzeyini destekledi. Sonuç olarak 1923’te Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında egemen olan toplumsal kapanma biçimleri dinî ayrımlara dayanıyordu.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Aslında imparatorluk 15. yüzyılın sonunda Hıristiyan bir çoğunluk nüfusla ortaya çıktı. Nüfusun sonradan Müslümanlaştırılması ve Sünni doktrin üzerine vurgu I. Selim’in döneminde Arap topraklarının fethi, Mısır’ın fethiyle halifeliğin Osmanlı hanedanı tarafından ele geçirilmesi ve Şiilerin egemen olduğu Safevi İmparatorluğu’na karşı 1514 Çaldıran Savaşından sonra oldu. 19. yüzyılın sonunda savaş, göç ve Rusya’nın Kırım’ı ele geçirmesi köklü nüfus değişiklikleri ve imparatorluğa kitlesel Müslüman göçü ile sonuçlandı. Müslüman nüfus 1820’lerde %59,6 iken 1890’larda %76,2’ye çıktı.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Reklam