Fatih Başaran

Fatih Başaran
@FatihBasaran
Ege Üniversitesi/İletişim Fakültesi
Bursa
2 Şubat
87 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
İbn Haldun kuşak teorisinde, despotizmin önce bir büyüme sürecini ateşleyeceği, ardından da toplumdan kaynak sızdırmayı yoğunlaştıracağı tespitini yapmıştı. Bu tespit Halifelik’te, Hawaii’de ve Zulu ülkesinde de yaşananlara uyuyordu.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sürekli iktisadi büyüme sadece güvenli mülkiyet haklarını, ticaret ve yatırımı değil, aynı zamanda (ve daha da önemlisi) yenilikleri ve sürekli verimlilik artışlarını gerektirir. Bunların despotik devletin acımasız bakışları altında ortaya çıkması çok daha zordur. Yeniliğin yaratıcılığa, yaratıcılığın da özgürlüğe ihtiyacı vardır. Bireylerin korkusuzca hareket etmeleri, deneyimlemeleri ve başkalarının görmek istediklerinden çok farklı olsa bile kendi fikirleriyle kendi yollarını çizmeleri gerekir. Bunun despotizm altında başarılması güçtür. Bir grup toplumun geri kalanını hakimiyeti altına aldığında veya farklı yollar ve deneyimler için fazla hoşgörü olmadığında fırsatlar herkese açık olmaz.
Sayfa 141·Kitabı okudu
İnsanın insanı yönetmesine dayalı bir devletin çatısını oluşturmada en büyük zorluk şuradadır: önce devlet yönetiminin yönetilenleri kontrol etmesini sağlamak gerekir. Bir sonraki aşama ise devleti, kendini denetletmeye mecbur bırakmaktır.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Hem devletin hem de toplumun birlikte yol aldıkları ve hiçbirinin üstünlük kazanmadığı bir duruma ihtiyacımız var. Aslında bu, Aynanın içinden: Alice Harikalar Diyarında romanında Lewis Carroll’un tasvir ettiği Kızıl Kraliçe’nin durumundan farklı değildir. Romanda Alice Kızıl Kraliçe ile tanışır ve bir yarışa girerler. “Alice daha sonra düşündüğünde nasıl başladıklarını anlayamayacaktı.” Fakat ikisi de bütün güçleri ile koştukları halde “etraflarındaki ağaçlar ve diğer nesneler sabit kalıyordu: ne kadar hızlanırlarsa hızlansınlar arkada bıraktıkları bir şey yoktu.” Nihayet kızıl kraliçe durmalarını söylediğinde: Alice etrafına şaşkınlıkla baktı. “Bütün bu süre boyunca aynı ağacın altında olduğumuza nasıl inanayım! Her şey aynı!” “Tabii ki öyle” dedi Kraliçe. “Ne bekliyordun ki?” Alice, hâlâ nefes nefese, “Çünkü bizim ülkemizde, bizim yaptığımız gibi uzun süre koşarsan genellikle başka bir yere ulaşırsın” dedi. “Yavaş bir ülke!” dedi Kraliçe. “Gördüğün gibi, burada ancak bütün gücünle koşarsan olduğun yerde kalabilirsin.” Kızıl Kraliçe etkisi, sadece mevcut konumunuzu korumak için bile sürekli koşmanız gereken bir duruma işaret eder. Tıpkı kendi aralarındaki dengeyi korumak için hızla koşan devlet ve toplum gibi. Carroll’un romanında tüm bu koşmalar boşunaydı. Fakat toplumun Leviathan’a karşı mücadelesi boşuna değildir. Eğer toplum bocalar ve devletin giderek artan gücüne yetişebilmek için yeterince hızlı koşmazsa, Prangalanmış Leviathan hızla despotik devlete dönüşebilir. Leviathan’ı denetim altında tutabilmek için toplumun rekabetine ihtiyacımız vardır. Leviathan’ın gücü ve kapasitesi artıyorsa, toplum da daha güçlü ve uyanık olmak zorundadır.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Yasanın olmadığı yerde özgürlük de yoktur.
Sayfa 13·Kitabı okudu