İnsan bir bukalemundur. Doğasının yasası gereği, bulunduğu yerin rengini alır. Çevresindeki etkiler onun tercihlerini, kaçındığı şeyleri, politikasını, beğenilerini, ahlakını, dinini yaratır. Bunların hiçbirini kendisi için yaratmaz.
Seninle konuşmaktan ben ne kazanıyorum? Söyle, beni heveslendir. Neden böyle bir arzu duyayım? Koyun sevdiği otları gördü mü iştahlanır. Ona taş ya da ekmek göster yerinden kıpırdamaz bile. Dolayısıyla bizim de doğal bazı arzularımız vardır. Mesela, konuşmaya değecek insanlar. Bizim içimizdeki ruhu canlandıracak bir dinleyici. Ama bir taş ya da ot gibi oturursa ben neden konuşma arzusu duyacağım?